Türkiye'deki Tarihi Yerler ve Mekanlar

Günümüze ulaşabilen hanların en eskisi olan (1471) Kurşunlu Han ise sadece Ankara’nın değil, Türkiye’nin hatta dünyanın en önemli müzelerinden birine ev sahipliği yapmaktadır. Anadolu’da yaşamış medeniyetlere ait eserlerin sergilendiği, Ankara’nın Ulus semtinde bulunan Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ni gezmeye bir gün bile yetmez. Tarihi yapıları, köklü geçmişi ile bugünlere gelen Anadolu Medeniyetleri Müzesi 19 Nisan 1997 tarihinde İsviçre’nin Lozan kentinde 68 Müze arasında birinci seçilerek “Avrupa’da Yılın Müzesi” unvanını elde etmiştir. Kurşunlu Han ile birlikte yanındaki 15. yy’dan kalan Mahmut Paşa Bedesteni üzerinde kurulan müzede, tarih öncesi çağlardan günümüze kalan çeşitli arkeolojik eserler tarih sırasına göre sergileniyor.
1523 yapımı Çengelhan Rahmi M Koç Müzesi Ankara’nın ilk ve tek sanayi müzesi aynı zamanda. Müze ulaşım, sanayi ve iletişim tarihine adanmış olmakla birlikte, koleksiyonda Ankara ve Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili objelere de yer verilmiştir. Ankara Kalesi’nin girişindeki ihtişamlı binada sergilenmekte olan koleksiyon, minyatür modellerden başka sandal ve arabalar gibi birebir ölçülerde objeleri de kapsamaktadır. Müze binası evrensel cazibesi, romantik, tarihi ve keyifli atmosferiyle görülmeye değerdir: İnsanoğlunun yaratıcılığı ve çalışkanlığı ile bezenmiş, yetenekli mühendisler ve zanaatçılar tarafından yapılmış objeler muhteşem güzellikler sunmaktadır.
Ankara Kalesi gibi kalenin çevresi de gezginler için vazgeçilemeyecek yerlerden. Bir zamanların Atpazarı, Samanpazarı ve Koyunpazarı olarak bilinen tarihi pazar yerlerinin işlevi bugün artık baharatçılara, sepetçilere ve turistik eşya satıcılarına dönüşmüştür. Ulus mevkisine yakın bi bölgede, Ankara kalesinin güneyine düşen meydandır. Bugün meydandaki bakliyatçılar ve etrafındaki antikacılarla kalenin Çankaya’ya bakan ve Çankaya’yı ağırlayan tarafıdır. Eskinden at alım satımı, nalbant hizmeti, aksesuar satımı gibi atsal mevzularla ilgili kişilerin buluşma yeri olarak kullanılan bölgede, modifiyeli at arabalarından geçilmezmiş. 1920 ve daha önceki yıllarda Ankara’nın ticaret merkezi, Atpazarı Çarşısı idi. Başlıca ticaret emtiası...
Ankara’nın tarihi hanlarının bazıları da zaman içinde değişen işlevleriyle ayakta durmaktadır. Hepsi de kale çevresinde yer alan han binalarından; 18.yy’a tarihlenen Pirinç Han turistik çarşı olarak düzenlenmiş. Ankara Kalesi’nin surları altında, Koyunpazarı Mevkii Pirinç Sokakta bulunan, Ankara’nın ilk ahşap hanı olarak geçiyor. Diğer bir deyişle antikacıların mabedi burası. Pirinç Han antikacılarında, Kırgızistan’dan gelen bez ve keçe bebekler, Antalya, Şile, Hatay’dan gelen el işleri vb. güzel hediyelikler bulunabiliyor. Yine; han içinde antikacılar, gramafoncular, pikapçılar Pirinç Han’a özel bir hava ve çekicilik sunuyor. Pirinç Han’ın hemen yanında Ahiler Çarşısını da görmek gerek. Bu çarşı, kalenin diğer dükkanları gibi...
Ankara’da antik dönemden kalan eserlerin en eskisi ise dik yamaçlar üzerinde bir kartal yuvasını andıran Ankara Kalesi’dir ve hiç kuşkusuz başkentin görmeye değer yerleri arasında ilk sırada yer alır. Bir zamanlar Ankara’nın iki önemli akarsuyu olan Hatip ve İncesu derelerinin birleştiği noktaya hakim bir tepede bulunan Ankara Kalesi’nin kuruluş tarihi kesin olmamakla birlikte Galatlara (MÖ 3. yy) kadar uzanır. Ayrıca Kale ve çevresinde Selçuklu ve Osmanlı döneminden kalan ve bugünde kullanılmakta olan birçok cami ve hamam bulunur. Bu camiler arasında en önemlileri; Ankara’da halen ayakta kalan ilk Selçuklu eseri (1178) ve aynı zamanda Ankara’nın günümüze ulaşan en eski camii olan ve de Selçuklu oyma sanatının güzel bir örneği ahşap...
Roma döneminden kalan diğer bir önemli eser olan Agustus Tapınağı ile Anadolu erenlerinden Hacı Bayram Veli’nin türbesinin de bulunduğu Hacı Bayram Camii birbirlerine yaslanmış vaziyette ayakta durmaktadır. Ortak duvarları nedeniyle, sanki birisi yıkılsa diğerine vereceği zararı düşünerek her ikisi de zamana direniyor. Ankara’da günümüze ulaşan ilk Roma eseri olan ve Dünya Anıtlar Fonu’nun iki yılda bir yayımladığı mutlaka kurtarılması gereken 100 eser listelerine 2002 ve 2004 yıllarında olmak üzere iki kez giren Agustus Tapınağı MÖ. 25-20 yılları arasında yapılmıştır. 1428’de yapılan ve 18. yy’da onarılan Hacı Bayram Camii bugün de kullanılmakta iken ziyarete kapalı tapınak ancak dışardan görülebiliyor. Tapınağın duvarlarındaki...
Araştırmacılar Antik Ankara’yı Roma/Bizans ve Selçuklu/Osmanlı olarak iki bölüm halinde incelerler. Antik Ankara ile başlayacak “Gezgin Gözüyle Ankara” gezimizin ilk durağı Ulus ve çevresidir. Roma imparatoru Caracalla tarafından yaptırılan Roma Hamamı MS 211’e tarihlenir ve Ulus’ta Çankırı Caddesi üzerinde yer alıyor. Palaestra (Spor veya Güreş Alanı) ve Hamam (Sıcaklık, Ilıklık, Soğukluk) olmak üzere iki kısımdan oluşan Roma Hamamı’nı gezerken gördüğümüz taş borular, buraya yaklaşık 30 km uzaklıktaki Elmadağ’dan su getirmek için kullanılmıştır. Ayrıca halen devam eden kazılarda; şimdiye kadar bilinmeyen ve Ankara’nın üçüncü surları olduğu tahmin edilen yeni bazı duvar kalıntıları da ortaya çıkarılmıştır. Roma Hamamı’nı Ankara...
İki kıtayı buluşturan, tüm dünyanın hayran olduğu İstanbul, 1985’ten bu yana, “İstanbul’un tarihi alanları” dosyasıyla UNESCO Dünya Miras Listesi’nde bulunuyor. Listede yer alan kentte ilk akla gelen yapılar, Yerebatan Sarnıcı, Ayasofya Camii, Sultanahmet Camii, Topkapı Sarayı ve Dikilitaş. Tarihi Yarımada üzerinde bulunan onlarca esere yürüme mesafesinde ulaşabiliyor olmak büyük bir şans. Dünyanın birçok yerinden insanın ziyaret ettiği, farklı medeniyetlerin izlerini taşıyan mimari yapılarla, İstanbul Tarih boyunca farklı medeniyetleri ağırlayan Anadolu toprakları, çok sayıda medeniyetin yaşam izini taşıyor. Türkiye’deki en güzel tarihi yerler, bu liste ile sınırlı değil. Mardin, Assos, Hasankeyf gibi nice güzel coğrafyalar ve diğer...
İpek Yolu’nun önemli kavşaklarından biri olan Kapadokya, Türkiye’de görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. Doğanın insanlığa armağan ettiği yerüstü cennetlerinden biri olan Kapadokya, peri bacaları ile tanınıyor. Lüks otellerin yanı sıra kayadan oyma, mağara şeklindeki ev, pansiyon ve otellerin bulunduğu bölge, özellikle yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde önemli bir düşünce ve eğitim merkezi olan Kapadokya, binlerce yıllık medeniyetin izlerini taşıyor.
Adıyaman sınırlarında bulunan Nemrut Dağı, Kommagene Kralı Antiochos’a ait Tümülüs ve kutsal alanlar ile birlikte Milli Park’ı oluşturuyor. 1987 yılından bu yana UNESCO Listesi’nde olan bu alan özellikle gün doğumu ve batımında ziyaretçi akınına uğruyor. MÖ 62’de Kral Antiochus Theos, Nemrut Dağı’nın tepesine, pek çok Yunan ve Pers tanrısının heykelinin yanı sıra kendi mezar tapınağını da yaptırmış. Dünyanın ilk horoskopu ve ateş sunakları bulunan Nemrut Dağı, ülkemizin en önemli turistik merkezlerinden biri.
Beypazarı, Göynük, Odunpazarı gibi tarihi Osmanlı mimarisini yansıtan evleriyle tanınan Safranbolu, Karabük’ün bir ilçesi. Evleriyle UNESCO Dünya Listesi’ne giren ilçenin ismi safran bitkisinden geliyor. Müze kent görünümündeki Safranbolu, yaklaşık 3,000 yıllık tarihi geçmişi ile bölgenin en önemli kültürel, tarihi merkezlerinden biri. Çok sayıda tescilli tarihi çeşme, han, hamam, konak, köprü, cami ve türbenin bulunduğu Safranbolu, son yıllarda kültür turizminde öne çıkıyor.
Trabzon’un Maçka ilçesinde bulunan Sümela Manastırı, eski bir Rum Ortodoks manastır ve kilise kompleksinden oluşuyor. Anadolu’da sıkça rastlanan Kapadokya kiliseleri tarzında, deniz seviyesinden 1,150 m yükseklikte inşa edilen yapı oldukça görkemli. Duvarlarında bulunan fresk ve figürleriyle ilgi gören Manastır, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın denetiminde bir müze olarak ziyarete açık. Ortodokslarca kutsal sayılan bazı günlerde verilen izinlerle ibadet yapılan manastır, Doğu Karadeniz’in en etkileyici yapıları arasında.
Fethiye yakınlarında bulunan Ksanthos, Antik Çağ’da Likya’nın başkenti olarak biliniyor. MÖ 8. yy’a kadar uzanan kalıntılarda, şehrin dönemin önemli bir kültürel ve siyasi merkezi olduğu ortaya çıkarılmış. Yerleşim izlerinin MÖ 7. yy’a kadar gittiği Letoon ise Şair Ovidius’un anlattığı bir öyküye göre kent, Zeus’tan hamile kalan Leto’nun adına kurulmuş. Daha çok dini bir merkez işlevinde kullanılan Letoon şehri MS 7. yy’da terk edilmiş.
Çorum’un Boğazkale ilçesinde bulunan Hattuşaş, Hitit Devleti’nin başkenti olarak biliniyor. 1986 yılından bu yana UNESCO Listesi’nde bulunan şehir, Anadolu medeniyetlerine tanıklık edilebilen önemli bir merkez konumunda. MÖ 3,000 yılından bu yana yerleşimin görüldüğü Hattuşaş’ta 5 kültür katı keşfedilmiş. Gerçekleştirilen kazılarda büyük Hitit arşivine de ulaşılmış. Döneminde bin tanrılı şehir ismiyle anılan Hattuşaş, siyasi, dini ve kültürel bir merkez özelliğini taşıyormuş.
UNESCO’nun dünya miras listesine Türkiye’den ilk kabul ettiği mimari yapı olan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, 1229 yılında Mengücekli Beyi Ahmed Şah tarafından yaptırılmış. Sivas’ın en çok tanınan mimari yapısı olan Ulu Camii ve Darüşşifa için Evliya Çelebi, “Üstad, mermer bu camiye öyle emek sarf edip, kapı ve duvarları öyle nakış bukalemun eylemiş ki, methinde diller kısır, kalem kırıktır” sözlerini kullanmış
Denizli’de bulunan Pamukkale, Hierapolis Antik Kenti ile beraber UNESCO Dünya Mirası Listesi‘nde yer alıyor. Hz. İsa’nın havarilerinden Aziz Filipus’un Pamukkale’de öldürülmüş olması Hıristiyanların bölgeye ilgisini artırıyor. Türkiye’nin en tanınmış doğa harikalarından biri olan Pamukkale, kaynak sularının kirecinden oluşan bir tepede kurulu. 20 km uzaklıktan bile görülen travertenler, şifa veren yer altı sularıyla önemli bir çekim merkezi.
Üst
Alt