Paylaşımın Ve Sohbetin Tek Adresine HoşGeldin, Ziyaretçi!

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için foruma kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Foruma üye olmak tamamen ücretsizdir.

Han

En Güzel Edep Güzel Ahlaktir...!
genel
Katılım
20 Ocak 2021
Mesajlar
7,476
Tepkime puanı
6,856
Puanları
113
Konum
Huzur🧿
Cinsiyet
Erkek

İtibar Puanı:

Yapısalcı Eleştiri Kuramı Ve Özellikleri

Yapısalcı eleştiri kuramı, 1960’larda ortaya çıkmış ve Roland Barthes, Tzvetan Todorov gibi kuramcıların katkılarıyla gelişmiştir. Sadece edebiyatta değil, antropoloji, felsefe, psikoloji gibi değişik alanlarda da kullanılmıştır.

• Kuramın teorik zemini, dilbilim çalışmaları ve Rus Biçimciliği üzerine kurulmuştur. Roman Jacobson ve Tzvetan Todorov’un dilbilim ve biçimcilik konusundaki görüşleri Fransa’da iltifat görmüş ve burada bulunan yapısalcı edebiyat eleştirmenlerine inceleme noktasında kaynaklık edecek sistemi sunmuştur. Dilbilim ve biçimciliğin katkılarıyla gelişen bu kuram, sonrasında Fransa’dan diğer ülkelere bir eleştiri metodu olarak yayılmıştır.

Yapisalci_Elestiri_Kurami• Kuramın temelinde; incelenen husus her ne ise onun yapısını göz önünde bulundurma anlayışı vardır. İnceleme kuramı hangi alana uygulanıyorsa, bu aşamada, karşılaşılan fenomenlere değil derinlerde bulunan ve yasal formatla şekillenen, özü meydana getiren sisteme yoğunlaşılır. Bir yapıyı meydana getiren unsurlar, birer birer birimlerdir. Ancak bu birimler tek başlarına değil, bir araya geldiklerinde bir anlam ifade eder ve bir yapıya vücut verirler.

• Yapısalcı eleştiri kuramının temelinde, Saussure’ün yapısal dilbilim anlayışının önemli bir katkısı bulunur. Saussure’ün vefatından sonra yayınlanan Genel Dilbilim Dersleri adında, ders notlarından müteşekkil olan kitap, dilbilim çalışmalarına yeni bir boyut kazandırmıştır.

• O zamana kadar dilbilimciler için dil, birtakım dil olgularının toplamı idi ve bunlar ayrı farklı bir öze sahip imiş gibi birer birer ele alınırdı. Dil çalışmaları, zaman içinde bir dilin geçirdiği değişiklikleri incelemek ve bunların kurallarını bulmaktı. Dilin zaman içindeki evrimlerine yönelmeye artzamanlı (diachronic) yaklaşım diyoruz. Saussure ise dili, belli bir zaman noktasında ele alarak eşzamanlı (synchronic), kendiliğinden yeterli ve bağımsız bir sistem olarak incelemeyi önerdi.

• Yapısalcılığın anlaşılması noktasında Saussure’ün dil-söz ayrımı da önemlidir. Dil; Türkçe, Almanca, Fransızca gibi dil sistemlerinin adıdır. Söz ise dilin belirli bir ortamda dile getiren kişi tarafından somut olarak kullanılmasıdır. Burada kontekstin varlığından söz edilebilir. Sözlerin kullanımı, dil sistemi dâhilinde gerçekleşir.

• Edebiyat, eşzamanlılık bakış açısı ile değerlendirilir ve yapıtların uyduğu genel sistem belirlenmeye çalışılır. Bu anlamda edebî eser incelenirken, daha önce belirlenmiş kurallara veya tarihsel bakış açısına ihtiyaç duyulmaz. Amaç, eserin derininde bulunan yapının ortaya çıkarılmasıdır.

• Yapısalcı eleştiri kuramını meydana getiren kaynaklardan bir tanesi olan Rus Biçimciliği, yapısalcılık ve yeni eleştiri kuramlarıyla bazı benzerlikleri noktasında karıştırılabilmektedir. Bu konu da vereceğimiz karşılaştırma, söz konusu kuramların çok daha iyi anlaşılabilmesini sağlayacaktır:

1) Her üçü de, metinden hareket etmişler, metin dışı unsurları ya değerlendirmemişler ya da ikinci, üçüncü derecede bir özellik olarak değerlendirmişlerdir.

2) Rus Formalizmi; edebî metnin en önemli yanına ‘biçim’ (form) adını vermiş; yapısalcılar, bu önemi ‘yapı’ (structure) kavramıyla ifade etmiştir. Yeni eleştiriciler ise, daha çok ‘edebi metin’ ve ‘estetik değer’ kavramlarını tercih etmektedir.

3) ‘Yeni eleştiriyi savunanların bir bölümü, edebiyatın dili kendisine özgü kullanışı sayesinde, yaşamın karmaşıklığını yansıtabildiğim’ söylemektedir; ‘Rus biçimciliği ise, metnin dışına çıkarak yaşamla bağlarını bulmak gereğini’ duymamaktadır.

4) Yeni eleştiri, birer birer eserleri analiz edip her birine bir ölçüt uygulamak ister. Yapısalcılık ise, tıpkı Rus biçimciliği gibi, edebî olanın peşindedir ve bunlar, edebî eserin yapısını ve biçimini genelleştirip bütün eserlerde bu özelliği aramak isterler.

5) Hem yapısalcılık hem de Rus biçimciliği, Saussure’ün dilbilim araştırmaları ve göstergeleri ile ilgilenir; ama dilbilimden genel kurallar çıkarma, daha çok yapısalcıların bir karakteristiğidir. Yeni eleştiri ise, edebî metni esas alacak her yolu dener.

6) Rus biçimcileri, eserin biçiminden hareket ederek onu anlamaya çalışır; yapısalcılar ise, eserin derinindeki yapıyı ve geri plânındaki fonksiyonları bilmek isterler.

Buna göre, yapısalcılık; metnin değerlendirilmesinde direk şekilde yine metni esas alır, edebî değeri yapıda arar, temel amacı olan edebiliğin ortaya çıkarılmasında metin dışı disiplin veya verilerden faydalanmaz, dilbilimin göstergeler sistemini önemser ve eserin derinindeki yapıyı ortaya çıkarmaya çalışır.



-Alinti-
 
Tüm sayfalar yüklendi.

Konuyu Görüntüleyen Kullanıcılar (Toplam:0)

Benzer konular