Paylaşımın Ve Sohbetin Tek Adresine HoşGeldin, Ziyaretçi!

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için foruma kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Foruma üye olmak tamamen ücretsizdir.

Şarkiyatçılar Açısından İslam Peygamberi-21

Katılım
2 Haz 2019
Mesajlar
3,417
Tepkime puanı
6,736
Puanları
113
Yaş
45
Konum
istanbul
Cinsiyet
Erkek

İtibar Puanı:



Bu bölümde Fransız edebiyatının en büyük ismi ve romantizm ekolü ve dram ve öykü yazarlığının kurucusu Victor Marie Hugo'yu sizler ile tanıştırmak istiyoruz.
Victor Hugo Fransız edebiyatının dev isimlerinden herkesin tanıdığı bir isimdir. Ünlü dram ve öykü yazarı ve de romantizm ekolünün kurucusu Hugo Sefiller, Notre Dame'ın Kamburu ve Gülen Kişi hikayeleri ile biliniyor. Ancak bu kitaplarının yanı sıra bir kaç şiir divanı ve bir kaç piyes de bu büyük yazardan geriye kalmıştır.

Victor Hugo genellikle kendi şiirleri ve hikayelerini toplumun gerçekleri ve hakikatlerinin temelinde yazmıştır. O şöyle diyor: " Elması toprakların derinliklerinden başka bir yerde bulmak mümkün değildir. Hakikatleri de düşüncenin derinliklerinden başka bir yerde bulmak mümkün değildir. " Acaba biz gerçekten hakikatler peşinde mi koşuyoruz? Böyle ise neden düşünmenin zorluklarına katlanmıyoruz?

Victor Hugo Şarkiyat şiir divanını hazırlarken ön sözünde şöyle yazıyor: " 14'üncü Luis döneminde herkes Antik Yunanolog idi. Halbuki günümüzde şarkiyatçılığa ve Asya halkının adabı ve kültürüne yönelmek gerekiyor. Hiçbir zaman bu kadar düşünür engin Asya kıtasında araştırmaya yönelmemişlerdir. Bu yüzdendir ki Doğu renkleri kendiliğinden, benim tüm düşüncelerim ve hayallerimi kapsamıştır...."

Yüzyılın Efsanesi kitabı ise Victor Hugo'nun sürgün döneminde kaleme aldığı eseridir. Bu kitabın üçüncü bölümü Hicretin 9'uncu Yılı başlıklı bir şiirdir. Bu şiir Hz. Muhammed saa'in hayatının son günleri ile ilgilidir. Hugo bu şiirleri öyle söylemiştir ki Peygamber Efendimiz hakkında dakik araştırmalar yaptığını gösteriyor. Hugo'nun Allah Peygamberi ve hayatı ile ilgili betimlemeleri ve görüş açısı öyle övgü doludur ki onun Hz. Muhammed saa ve ilahi risaletine önem verdiğini gösteriyor.

Hugo'nun " Hicretin 9'uncu Yılı " başlıklı şiiri Hz. Muhammed saa ve Hz. Nuh'un karşılaştırılması ile başlar. Sanki Hugo İslam Peygamberi'nin manevi ve semavi yüzünü göstermeye çalışarak bağnaz ve bilgisiz şarkiyatçıların Hz. Muhammed ile verdiği yanlış bilgileri düzeltmek istiyor. Bu şiirde Hugo şöyle diyor: "

Sanki Nuh'tu da taşkınlara yol açan yağmurların sırlarını biliyordu

Halkın ihtilaf yaşadıklarında baş vurulan savcıydı

Diğerlerinin ona ön yargı ile yaklaşmasına izin verirdi

ve bir başkasının da onu inkar edip alay etmesine de bir şey demezdi

Az yemekle yetinip aç olduğu zaman karnına taş bağlardı

koyunlarını kendi sağardı

Yoksullar gibi yere otururdu

Elbiselerini kendi onarırdı

Artık genç değildi ama

Çoğu günler oruç tutardı, tıpkı Ramazn'da olduğu gibi

Allah Resulü bisetten önce her daim düşünceli idi ve ilahi emareler üzerinde çok düşünürdü. Uzun süre mağaraya gidip yaratılışın sırları ve gizemlerini araştırmaya çalışırdı. Bu ünlü Fransız şairi Peygamber Efendimiz'in bu özelliğine değinerek şiirinde şöyle diyor: "

Sanki cenneti, aşkı görmüş gibidir

Gelecek ve geçmiş zamanı görmüş gibidir

Daha çok sessizliği seçip dinlerdi

Dudakları açılan son kişi idi

Her daim yalvarıp yakarırdı yaratana

Victor Hugo açısından Allah Resulü o kadar vakur ve görkemli idi ki kimseyi azarlamazdı. Sokaklarda yürürken, herkes ona selam verdiğinde şefkat ile karşılık verirdi.

Allah Resulü farklı fırsatlarda kendinden sonraki halefini de tanıttı. Halkın saadete ve iflaha kılavuzluk edilmesi için ilahi risaletin emannettar ismini de tanıttı. Victor Hugo şiirinin bir bölümünde Hz. Ali as'ın Allah Resulü tarafından seçilişine ve tanıtılmasına değinerek şiirinde şöyle diyor: "

Sakindi

Ancak bakışları,

Yükseklerde gezen semaları terk etmek zorunda kalan kartal bakışları gibi idi

Kendisi halka Allah tarafından getirdiği Kuran'ı

Tekrar tekrar okurdu.

O zaman İslam bayrağını Ali'ye devredip şöyle demişti: "

Bu hayatımın son sabahıdır

Yegane Allah'tan başka biri yoktur. Yolunda cihat edin

Allah Resulü son ilahi peygamber ve diğer resuller ve gönderilenlerin yolunun devam ettiricisi idi. Hz. Muhammed saa ilahi liderlerin zincirinin tamamlayıcısıdır. Biseti ile insanlık tarihini değiştirdi. Victor Hugo Allah Resulü'nün ağzından ise bu ifadeleri naklediyor: "

Ben, Allah'tan gelen kelamım

Tozum, insan ve ateş gibiyim, peygamberler gibi,

Isıtan ve aydınlatan

Mesih benim zemin hazırlayıcım idi

Güneşin müjdecisi şafak vakti gibi

Meryem'in oğlu sakindi, hoş sohbetti

Tıpkı çocuklar misali

Ancak ben, İsa'nın tamamlanmamış aydınlığını tamamlayan biriydim

Yazık oldu, kıskançlar nefretlerini bana yönelttiler

Ancak ben doğruluk ve dürüstlükte kök saldığım için

Onlar ile mücadeleye kalktım

Ancak öfke ile değil, şefkat ile

Yalnızdım

Hala da yalnızım

Çıplak ve yaralı

Bunu daha da seviyorum

Onlara bana darbe indirmelerine müsaade ediliyordu

Halbuki güneş sağ elimde ve ay da sol elimde idi

Sert saldırdılar ancak yenildiler

ben ise bir adım dahi geri adım atmadım.

Değerli İslam Peygamberi hayatının son günlerinde hastalığının şiddetlendiği sıralarda camiye gidip şöyle buyurdular: " Hakkı olan benden hakkını alsın. " İnsanlar ağlamaya başladı ve "Ya Resulullah! Bizim mi hakkımız var? " dediler. Hz. Muhammed saa Allah katında rüsva olmak sizin yanınızda rüsva olmaktan daha zordur. Boynumda hakkınız varsa veya talebiniz varsa gelin alın böylece kıyamete bırakmayın. " Bu sözlerinin ardından bir kişi Peygamber Efendimiz'in bastonunun bir kez karnına değdiğini ve bunun kısasını yapmak istediğini söyledi. Peygamber Efendimiz ise gömleğini kaldırıp karnını gösterdi. Ancak adam halkın şaşkın ve öfke dolu bakışları içerisinde Peygamber Efendimiz'in ayaklarına kapandı ve Allah Resulünün karnını öptü ve şöyle dedi: " Ey Allah Resulü! Ben sana dokunarak kendimi cehennem ateşinden kurtarırım! "

Victor Hugo şiirinin devamında Peygamber Efendimiz'in son günlerdeki durumunu anlatarak şöyle yazıyor: "

Namaz vakti gelip çatınca, camiye doğru yola çıktı

Ali'ye yaslanmış halkın önünde hareket ediyordu

Halbuki kutsal bayrak da kendini rüzgara bırakmış dalgalanıyordu

Camiye varınca

Titrek ve beti benzi atmış bir vaziyette halka hitaben şöyle dedi:

Ey millet!

Aydın bir günün karanlık bir gece ile sonlandığı gibi

İnsanların hayatı da ölümle sonuçlanır

Hepimiz, fani ve değersiz topraktayız

Sadece Allah bâkî ve yeganedir

Gerçekten de insan, Allah yolundan başka,

Bayağı ve nefret duyulan bir varlıktır

Büyüklerden biri şöyle dedi: "Ey Allah'ın Resulü!

Halkın davetine başar başlamaz herkes canı gönülden sözünü dinledi ve sözlerinin doğruluğuna

tam inandı

Varlık alemine ayak bastığında

Göklerde bir yıldız belirdi ve Kesra sarayının üç suru yıkıldı..."

Sessizliği sırasında nefes tazeleyen Peygamber

Sözünün devamında şöyle dedi: "

Buna rağmen gitme zamanı geldi.

Halk arasında tartışmalar patlak verince Peygamber şöyle devam etti: "

Ey insanlar, iyi dinleyin!

Kime beğenmediği bir sözü ettiysem

Aranızdan gitmeden, kalkın,

ve Herkesin huzurunda mislini yapın

Haksız yere birine darbe indirmişsem

Gelsin bu değnekle beni vursun ve kısasını alsın!

Victor Hugo'nun Peygamber Efendimiz'i takdir etmesi ve onu edebiyatın özellikle de şiir dalında yansıtması Peygamber Efendimiz hayatının son anlarının latif ve iç acıtıcı bir şekilde anlatılmasına yol açtı. Hugo Allah Resulünün ümmetine son sözleri ve vasiyetini şiirinde şöyle anlatıyor: "

Ey insanlar!

Allah'a iman edin

ve O'nun karşısında boyun eğin.

Konuksever olun

Zühtlü olun

Adalet yanlısı olun. "

Duvarın arkasında kalmayın

Cenneti Cehennem uçurumundan ayıran duvarın arkasında kalmayın

Herkes hata yapar

Ancak ceza alacak duruma gelmeyin"

Sonra söndü ve düşünceye daldı

Halk şefkat dolu bakışları ile

Tıpkı güvercin bakışları ile

Bir ömür dayanakları olan bu azametli adama

Bakmaya başladılar.

Victor Hugo Allah Resulünün vefatı ile ilgili bu şiirinin sonunda şöyle diyor: "

Ölüm meleği, yanına geldi ve müsaade istedi

Peygamber müsaade verdi

Allah elçisi, meleği içeri girince

Oradakiler, müthiş bir ışığın,

Peygamber'in gözlerine parladığını gördüler

Tıpkı doğduğu günde gözlerinde var olan ışık gibiydi

Böylece Muhammed canını, yaratana teslim etti
 
Tüm sayfalar yüklendi.

Konuyu Görüntüleyen Kullanıcılar (Toplam:0)

Benzer konular