Paylaşımın Ve Sohbetin Tek Adresine HoşGeldin, Ziyaretçi!

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için foruma kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Foruma üye olmak tamamen ücretsizdir.

Şarkiyatçılar Açısından İslam Peygamberi-18

Katılım
2 Haz 2019
Mesajlar
3,417
Tepkime puanı
6,736
Puanları
113
Yaş
45
Konum
istanbul
Cinsiyet
Erkek

İtibar Puanı:


Bu bölümde Alman asıllı İsviçreli çağdaş din araştırmacısı, İslamolog, şair, filozof ve düşünür Frithjof Schuon'u tanıtmak istiyoruz.

Frithjof Schoun Alman asıllı, İsviçre ahalisinden bir din araştırmacısı, İslamolog, şair, filozof, alim ve düşünürdür. Schuon 1907 yılında İsviçre'nin Basel şehrinde Alman asıllı bir ailede dünyaya geldi. Babası müzisyendi. Bu yüzden sanatla iç içe olan bir ailede yetişti. Aile ortamında musikinin yanı sıra, diğer sanat dallarına özellikle de edebiyata önem verilmesinden dolayı hayatının daha sonraki evrelerinde Avrupa edebiyatına ve daha sonra da Doğu'nun tercüme edilmiş edebiyatına yöneldi. Bu dalda büyük başarı elde eden Schuon bu sürecin ardından metafizik ve karşılaştırmalı edebiyat hocasına dönüştü.

Schuon Arap dünyası araştırmalarının ardından İslam'a yöneldi. Bu ilgi, onun resmi olarak Paris'te 1932'de Müslüman olmasına yol açtı. O dönemde Schuon Paris'te çalışmakta idi. İslam'ı kabul ettikten sonra Schuon kendisi için Şeyh İsa Nureddin Ahmet isimini seçti. Bu İsviçreli şair ve İslamolog, Müslüman olma hikayesini şöyle anlatmaya başlıyor ve bir gün hangi dinin daha mükemmel olduğunu düşündüğünü söylüyor. Allah'a dua edip, belli bir günde, öğleden önce Allah tarafından ona bir belirtinin ve işaretin gönderilmesini istiyor. İşte aynı günde saat 11-45'te dairesini terk edip adım adım caddeye doğru gidiyor. On dakika sonra birden bire caddede askeri geçit yapan Kuzey Afrikalı Müslüman Süvariler birliğini görür. İşte Paris'in ortasındaki bu inanılmaz belirtinin anlamı ona aşikar olur. Schuon Allah'a verdiği sözü yerine getirip hemen İslam'a yönelir.

Schuon'un özel hayatı, Batı'nın ortasında geleneksel İslami ortamda geçiyor. Onun evinin içi Faslı geleneksel evler gibi süslenir. Böyle bir ortamda insan kendini tam olarak İslam aleminde hissediyor. Ancak sadece bu görünüşte İslami ortamla yetinmeyip günlük olarak da ibadetlerini yerine getiriyordu. Daha genç olduğu çağda, İslam Peygamberi siyerini izleyerek sadece Ramazan ayında değil yılın bir çok gününde de oruç tutardı. Şeyh İsa Nureddin Ahmed her gün Kur'an okurdu. Kur'an-ı Kerim'de de zikredilen Allah'ın isimlerine tevessül edip hayatının son anına dek tekrarlıyordu.

Schuon Allah Resulünden söz ettiğinde, onu İslam'ın ta kendisi görerek şöyle diyor: " İslam, güç, güzellik ve hakikatin tecellisi olsa, Peygamber de safa, sağlamlık, kerem ve gücün tecellisidir. "

Schuon hiçbir zaman İslam Peygamberi hakkında onun farklı hayatlarının özü ile ilgili bir kitap yazmasa da ancak öz Muhammedi ve kavramları ile ilgili birçok önemli eser geriye bıraktı ve Batı'da herkesten ziyade gayrı Müslim bir muhatap için açıklamada bulunmuştur. Schuon Paygamber'in Müslümanlar için önemini açıklamaya çalışmıştır. Müslümanların Peygamberlerine ne kadar büyük aşk beslediklerini anlatmaya çalışmıştır.

Frithjof Schuon açıklamalarında ilgi çekici nokta ise onun Peygamber Efendimiz'i tanıtmaya çalıştığı sırada, bir öykücü veya şarkiyatçı kalıbında değil inançlı ve meraklı bir kişi açısından durumu anlatmasıdır. Böylece cümlelerinin ruhu ve canının ta derinliklerinden yansıtıldığı açıkça ortadadır.

Schoun şöyle yazıyor: " Peygamber Efendimiz'in aşkı ve merhameti, İslami maneviyatın hakiki bileşenidir. Müslümanlar Peygamberleri vücudunda ezeli faziletlerin örneklerini görmüşlerdir. İlahi vasıflar ve güzelliklere yol açan faziletleri görmektedirler. Onu yegane Allah'a götüren bir kılavuz olarak görüyorlar. Bu yüzden Müslümanlar onu seviyorlar hatta hayatlarının en ufak ayrıntısında bile onu örnek alırlar. "

Schoun'un Peygamber Efendimiz hakkındaki araştırmaları hakiki Muhammedi İslam ile eşsiz bir şekilde bağ kurmasına ve doruğa ulaşmasına neden olur. Bunu onun " Nübüvvet özünün sırrı" eserinde görmek mümkün. Bu araştırma belgesi gerçekte Peygamber Efendimiz'in hakiki ve batıni karakteri ile ilgilidir. Tabii Schoun da İslam Peygamberi ve sünnetleri ile en iyi şekilde tanınmış ve ondan hadisler bile nakletmiş ve İslami hayatta sünnet kavramı ile ilgili de konuşmuştur.

Schoun'a göre Peygamber Efendimiz'in ruhani gerçeği insani ve yer yüzündeki kılıflarda görülmektedir. Zaten İslam Peygamberi yasa ve şeriat belirleyici olmuştur. Schoun bu hususta şöyle yazıyor: " Muhammed'in yüce kutsallığı ve kurtarma gücü, onu tam olarak ayırmamıza yardımcı olur. Bunun yanı sıra Allah'ın yolunda ve gelenekleri doğrultusunda olanların da yapıcı insanlar olduğunu anlarız. "

Schoun İslam Peygamberi'ni açıklarken onun faziletlerine de değinmiştir. Schoun açısından Allah Resulü'nün en önemli özelliğinin, onun sükuneti, huzuru ve sadakati olduğuna değinerek bir yandan da keramet, şeref, kudret ve kanaat etmek özelliklerine sahip olduğunu söyleyerek bunları bir üçgenin üç farklı yönleri olarak tanımlıyor. Schuon bu hususta şöyle diyor: " Üçgenin temeline dayanan iki açı dengelidir. Öyle ki temelde birleşiyorlar. Peygamber'in zatı da denge ve fanilikten oluşur. İnsanlık açısından dengeli olup Allah karşısında fani olmak anlamındadır bu. "

Schuon daha kapsamlı bir açıklamada bulunarak şöyle diyor: " Hz. Muhammed saa'in faziletlerinden başka bir fazilet yoktur. Bu yüzden anılan faziletler onu örnek olarak seçenlerde görülebilir. İşte bu kişiler vasıtası ile Hz. Muhammed saa ümmeti arasındaki hayatını sürdürmüştür. "

Kuran-ı Kerim'de de birçok ayette ilahi elçi ve alemi parlatan bu ışık ve nur kaynağından farklı şekillerde söz edilmiş ve onun kutsal ve melekuti yüzü betimlenmeye çalışılmıştır. Kimi zaman Peygamber'in ismine ant içer ve başka ayetlerde de onu mükemmel bir örnek olarak tanımlar. Kimi ayetlerde Peygamber için da rahmet dilenir. Müslümanlar da Allah tarafından onu her zaman anmakla görevlendirilmişlerdir. Namaz kılarken bile onun ismini anmak ve ona salavat getirmekle ve Allah'ın rahmetini ona da dilemekle görevlendirilmişlerdir.

Allahu Teala ilk önce kendisi ve melekleri ona salat ve salavat getirir. Ardından İslam Peygamber'inden Müslümanları ona saygı duymasını ve ona salat ve selam getirmesine davet etmesini istiyor.

Ahzap suresinin 56'ıncı ayetinde ise bu hususta şöyle buyrulmaktadır: ":« انّ الله و ملائکته یصلّون علی النّبی یا ایها الّذین آمنوا صلّوا علیه و سلّموا تسلیماً»

"Allah ve melekler peygambere salât ediyorlar; ey iman edenler, siz de ona salât ve selâm okuyun."

Schuon, canı gönülden Allah ve meleklerin Hz. Muhammed saa'e getirdiği salat ve selama odaklanıp bu Kur'ani duayı aklı ve ruhunun merkezine yerleştirir ve şöyle yazar: " Peygamber'e salat ve selam getiren, ağzını açar açmaz, aleme ve ruha, aleme ve akla, her yere ve her merkeze selam gönderir. Öyle ki gönderdiği salat ve selam her yerde ona katlanır ve kendini bu zikre adayan insanın kalbine ve gönlüne döner. "

Biz de hep beraber Allah Resulü ve pak ehlibeytine salat ve selam getiriyoruz.
 
Tüm sayfalar yüklendi.

Konuyu Görüntüleyen Kullanıcılar (Toplam:0)

Benzer konular