Paylaşımın Ve Sohbetin Tek Adresine HoşGeldin, Ziyaretçi!

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için foruma kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Foruma üye olmak tamamen ücretsizdir.

''Polisiye Roman'' Denilince Akla Gelen İlk İsim Agatha Christie

s-9862e0c50cf0fb585a3f95784872b6006db4544c.webp
Polisiye hayranlarının yakından tanıdığı bir isimdir Agatha Christie. Kendisinden geriye tam 66 roman ve 150 kısa hikaye bırakan ünlü yazarın hayatı da tıpkı romanları kadar gizemli.

Agatha 15 Eylül 1890'da İngiltere'nin Güney Batısında Torquay'da orta halli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.

Küçüklüğünde hayvanlarla oynayıp, okuyan ve hikayeler yazmaya çalışan Agatha, nispeten yalnız bir çocukluk geçirdi. Daha 11 yaşındayken, babasını bir kalp krizi sonucunda kaybedip yetim kaldı.

Müzikle de yakından ilgilenen Agatha, bu yolda eğitim alması için 15 yaşında Fransa'ya gönderildi.

Burada bir süre piyano ve şan derslerine devam ettiyse de aslında müzisyen olmak istemediğini fark ederek evine geri döndü. Bu sıralarda yazmaya hiç ara vermeyen Agatha, 1912'de tanıştığı havacı asker Archie Christie ile 1914'te evlendi. I. Dünya Savaşı sırasında kocasının görevi nedeniyle 'ya geldiler ve savaşın sonuna kadar da burada kaldılar.

Buradaki süre boyunca okuduğu polisiye kitaplarından etkilenen Agatha Christie kendisi de bu tarz hikayeler yazmaya karar verdi.
Styles'deki Esrarengiz (Mysterous Affair at Styles) isimli ilk romanı ancak 1920'de yayınlanabildi. Bu sırada Christie çiftinin Rosalind isimli bir kızları da oldu. Agatha'nın bu ilk kitabında oluşturduğu Hercule Poirot isimli Belçikalı dedektif karakteri çok beğenildi.
İlk birkaç eserini yayınlatan yazar başarıya doğru hızlı adımlarla ilerlerken 1925'de annesini kaybetti.

Agatha'nın evliliği de yıkılışa doğru gidiyordu. Kocası, Nancy Neale isimli bir kadınla yaşamaya başlamıştı. Bunun üzerine Agatha, 1925'in Aralık ayında bir gün nereye gittiği hakkında tek bir şey söylemeden ortadan kayboldu. Birkaç gün sonra arabası kilometrelerce ötede bir göl kenarında kaza yapmış vaziyette bulundu.
Bu olaydan sonra ortaya çıkan Agatha, olanlar hakkında hiçbir şey söylemedi.

Sonrasında ise kocasının sevgilisini öldürmeyi planladığı, kaza yaptığı için hafızasını kaybettiği gibi çeşitli söylentiler ortaya çıktı. Aslında bu yaşanan gizemli bir nevi Agatha'nın ve romanlarının reklamını yapıyordu. Kim bilir belki de bu kayboluşun ardındaki amaç, yazacağı gizemli hikayeler için bir odak noktası oluşturmaktı.
Bundan sonra kendini tamamen yazmaya adayan Agatha 1928'de boşanarak ilk evliliğini sona erdirdi.

Aynı yılın sonbaharında uzun bir geziye çıkan yazar, Bağdat'ta tanıştığı arkeolog Max Mallowan ile 11 Eylül 1930'da ikinci evliliğini yapacaktır. Yazarın bu doğu gezisi sadece mutlu bir evliliğe vesile olmayacaktı. Aynı zamanda en ünlü kitaplarından birisi olacak olan ''Doğu Ekspresinde Cinayet'' adlı romanını da bu gezi sırasında 'da kaldığı Pera Palas otelinde kaleme alacaktı.
II. Dünya Savaşı süresince kocası orduda çeşitli görevler ve tercümanlık yapan Agatha, kendisi de kitaplarına odaklanmaya devam etti.

21 Eylül 1943'te ilk evliliğinden olan kızı Rosalind evlendi. sonunda kocasıyla birlikte sakin bir yaşam süren Agatha Christie, hikayelerini yazmaya da devam etti. Bundan sonraki ömrünü huzurlu ve mutlu bir şekilde geçiren yazar 12 Ocak 1976'da hayata veda etti. Naaşı Wallingford yakınlarındaki St. Mary's Cholsey kilisesinde yakıldı.
Günümüzde halen edebiyatta polisiye denilince akla gelen ilk isimlerden biri olan yazar, basit dili ve gizemli örgüsüyle dikkat çekmektedir. Aynı zamanda romanlarının içerisindeki aksiyon ve akıcılık da okuyucu için olumlu bir etki bırakmaktadır.

Kaynak: Anıl Göç

 
Moderatör tarafında düzenlendi:

Gizem

kill the negativity before it kills you
bayan
Katılım
11 May 2017
Mesajlar
274
Tepkime puanı
157
Puanları
43
Cinsiyet
Kadın

İtibar Puanı:

İlgin icin teşkler Minikçe cim :)
 
Tüm sayfalar yüklendi.

Konuyu Görüntüleyen Kullanıcılar (Toplam:0)