Paylaşımın Ve Sohbetin Tek Adresine HoşGeldin, Ziyaretçi!

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için foruma kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Foruma üye olmak tamamen ücretsizdir.

Haftanın Konusu Çocuk İstismarı..

Katılım
14 Eyl 2018
Mesajlar
2,971
Tepkime puanı
870
Puanları
113
Yaş
41
Konum
istanbuL
Cinsiyet
Erkek

İtibar Puanı:

Cinsel+%C4%B0stismar+%C4%B0le+%C4%B0lgili+Do%C4%9Fru+Bilinen+Yanl%C4%B1%C5%9Flar.jpg
 
Katılım
14 Eyl 2018
Mesajlar
2,971
Tepkime puanı
870
Puanları
113
Yaş
41
Konum
istanbuL
Cinsiyet
Erkek

İtibar Puanı:

Seni Anlamayacaklar Çocuk Aile içinde istismar edilen çocuklar Okullarda , kurslarda, sokaklarda cinsel istismara uğrayan çocuklar Başlarına geleni kimselere anlatamayan çocuklar Çocuk yaşta zorla evlendirilen, evliliğin ne olduğunu bilmeyen çocuklar Sadece cinsellikleri değil çocuklukları, hayatları tümden istimar edilen çocuklar Kız olarak doğdukları için aşağılanan, okula gönderilmeyen çocuklar Savaşın ne olduğunu bilmeyen ve canlı bomba olmak üzere eğitilen çocuklar Kaçırılıp bir daha haber alınamayan çocuklar Eline silah verilip savaşa gönderilen çocuklar Ağır işlerde çalıştırılan çocuklar Ailesi tarafından satılan çocuklar Sokakta dilenen çocuklar Savaştan kaçarken denizlerde boğulan çocuklar Özel eğitime gereksinim duyduğu için ailenin evladından utandığı (elalem ne der?) çocuklar O ırktan, bu ırktan, şu ırktan diye ölümlerine ses çıkarılmayan çocuklar Sokaktan geçen bir kadını, savaşta ölen annesine benzetip, eteğine yapışıp sen benim annemsin, anne anne ! diye ağlayan bağıran ve dünyayı inleten çocuklar… Bazen bazı durumları anlatacak kelime bulamıyorum ve susuyorum. Kime sorasak soralım çocuk istismarı konusuda herkesin azda olsa bir bigisi vardır. Çocuk istismarı hakkında bir şey okuduğumuzda veya duyduğumuzda çoğumuz sinir küpüne bineriz. Oturduğumuz yerden ‘yazık yaa’deriz. Acırız , üzülürüz, oflarız puflarız. Sonra mı? Sonra unuturuz. Peki istismara uğrayan bir çocuk neyi unutur veya neyi unutabilir. Hayatın bir anlamı var mıdır ki onlar için. Eskisi gibi mutlu olabilirler mi , güvenirler mi insanlara, sevebilirler mi, korkusuz gezip tozabilirler mi psikolojik, sosyolojik, biyolojik olarak hayatta kaldıkları yerden devam edebilirler mi… Bilerek veya bilmeyerek yapıyoruz istismarı veya ihmali. Kimse kabullenmez , kimse çocuklara zarar vermek istemez yaa! Aslında o kafalarımızı kuma sokmayı bırakıp şöyle bir çevremizi gözlemlediğimizde, toplumun epey önemli bir kısmının ruhsal açıdan hasta olduğunu görecektik , hastalığı gün yüzüne vuranların dışında, hasta olduğunun farkında olmayan milyonlarca şizofren, bipolar, obsesif kompülsif, pedofil, nekrofil yaşıyordu toplumda. Bunları ise ancak bir cinayet , bir suç, bir istismar ortaya çıktığı zaman görebiliyorduk. İstismar kavramına değinecek olursak: İstismar; en geniş kapsamıyla bir yetişkin tarafından istemli ya da istemsiz yapılan, çocuğun sağlığını , fizyolojik, psikolojik, sosyal gelişimini olumsuz yönde etkileyen davranışlardır(Dünya Sağlık Örgütü). Çocuk istismarı ihmal, duygusal,fiziksel ve cinsel istismar olmak üzere dört grupta sınıflandırılmaktadır. Çocuk ihmali: Çocuğun beslenme, giyinme, barınma, eğitim, sağlık ve sevgi gibi temel gereksinimlerini çocuğa bakmakla yükümlü kişi veya kişiler tarafından karşılanmaması sonucu çocuğun gelişiminin en üst düzeyde gerçekleşmesinin engellenmesi olarak tanımlanmaktadır. Bir çocuğun ihmal edildiği nasıl anlaşılır Okuldan uzak kalıyorsa Yemek ve para için dilencilik yapıyor veya çalıyorsa Sürekli pis giyiniyor ve kötü kokuyorsa Vücudu aşırı derecede zayıf düşmüşse Kendi kendine zarar veriyorsa Alkol ve diğer uyuşturucuları kullanıyorsa İhmalin çocuklar üzerindeki etkisine baktığımızda Yalnızlık , güvensizlik Öğrenme güçlülüğü Davranış problemleri İletişimde başarısızlık Çocukluğunda ihmale maruz kalmış bireylerde gelecekte şu etkiler görülebilir Topluma ve kedine güven eksikliği Kendine zarar verme ve intihar eğilimi Depresyon Sosyal ilişkilerde zorluklar çekme Şiddet eğilimi Fiziki istismar: Çocuğun kaza dışı yaralanması, bir yetişkin tarafından ceza, itaate zorlama gibi amaçlarla ugulanan bazen ciddi boyutlara varan fiziki şiddeti ifade eder. Fiziki istismara en yoğun olarak 4-6 yaş arasında rastlanır ve erkekler kız çocuklarına göre daha fazla fiziki istismara maruz kalmaktadır(İnsan Hakları Derneği, 2008). Duygusal istismar: Çocuğa bakan kişilerin, çocuğun ruhsal sağlığı ve gelişimini olumsuz etkileyen davranışları ve onu sağlıklı gelişimi için gereken uygun ve destekleyici bir ortamı sağlamamasıdır(Koç,vd.,2012). Çocuğa bağırma , küfretme, tehdit etme, aşırı baskı, otorite kurma, aşağılama, bağımsızlığını engelleme gibi davranışlar duygusal istismar kapsamına girer. Duygusal istismarın izleri yaşam boyunca kendini gösterebilmektedir. Anne babası tarafından sürekli olumsuz bir şekilde eleştirilen, aşağılanan, akranlarıyla karşılaştırılan, sevgi ve ilgi ihtiyacını yeterince alamayan çocuklar pasif kişilik özelliklerine sahip, kendine güveni olmayan ve antisosyal davranışlar gösteren kişiler olarak tanımlanmaktadır. Bu çocuklarda normal zihinsel kapasite olmasına rağmen, öğrenme güçlüğü ve dikkat dağınıklığı gibi sorunlar görülmektedir. Aile içi şiddetle karşılaşan çocuklarda davranış bozuklukları, gelişmede gecikme sık görülmektedir. Ayrıca bu çocukların geleceğin istismarcıları olma olasılığı daha yüksektir. Cinsel istismar: Çocuğa bir başkası tarafından uygulanan cinsel haz amacıyla yapılan her türlü eylem cinsel istismar olarak tanımlanır. Ensest, tecavüz, çocuğu pornografi ve fuhuş malzemesi yapmaktan; teşhircilik, cinselliği kışkırtan konuşmalar, cinsel ilişki ya da pornografik film seyrettirme vb. eylemler cinsel istismar yelpazesi içindedir(Koç,F.,vd 2012). Cinsel istismar durumunda çocuğun anlattıkları dikkate alınmalı ve ilgiyle dinlenmelidir. Kesinlikle çocuğun hayal kurduğu, yalan söylediği düşünülmemelidir. Çocuk azarlanmamalı, ayıplanmamalıdır. Çocuk çağı travmaları içinde çocuk istismarı, çocuğa genellikle en yakınları tarafınndan yapılıyor olması nedeniyle tanımlanması ve tedavi edilmesi en zor olan travma olarak nitelendirilmektedir. Cinsel istismar %77 oranında aile bireyleri, %11 oranda akrabala, %5 oranla çocuğun bakımından sorumlu olmayan kişiler ve %2 oranla da çocuğun bakımından sorumlu olan kişiler tarafından gerçekleşmektedir(Ovayolu ve ark., 2007). Çocuk istismarının bazı sebepleri Aile içi şiddet Mutsuz evlilikler Sosyoekonomik durumun düşük olması Üvey anne baba tutumları Alkolik baba Erken yaşta ebeveyn olma Geleneksel aile yapısında fiziksel cezanın kabülü Cinsiyet ve çocuklarda cinsel istismar Çocuklarda cinsel istismarın, cinsiyet farklılığı ile ilgili yapılan çalışmalar az olmasına rağmen, kız çocuklarda cinsel istismarın erkek çocuklara göre daha fazla görüldüğünü söyleyebiliriz(Walker ve ark., 2004). Cinsel istismara kızlar erkeklere göre üç kat fazla maruz kalmaktadırlar. Bununla birlikte, erkek çocukların cinsel istismarı kızlara oranla daha az açığa çıkarılmaktadır(Akt: Finkelhor, 1994). Cinsel istismar yapanların çoğunun erkek olduğu, düşük sosyoekonomik düzeye sahip olduğu, çocukluklarında cinsel istismara uğradıkları ve ailelerinin tek ebeveynli olduğu yapılan çalışmalarda elde edilen önemli sonuçlardır(Akt:Tardif ve ark,2005). Cinsel istismara uğramış çocuk nasıl fark edilir? Bir çok insanın istismar edilen çocuk hakkında bilmediği ve inanmak istemediği gerçeklerden biri, çoğu zaman onun sevdiği, güvendiği insanların kendisini incittiğidir. Biliyorum bu inanması zor bir durumdur fakat doğrudur. Çocuklar istimara maruz kaldıklarını ortaya çıkarmakta tereddüt ederler. Çoğu zaman ceza alacağı ya da terkedileceği korkusuyla kimseye herhangi bir şey anlatmaz ve bunu saklama eğiliminde olur. Ancak ortada fiziksel bir zarar varsa açığa çıkar. İstismarın fark edilmesi genellikle tesadüftür; çocuğun herhangi bir fiziksel yaralanma sebebi ile doktora götürülmesi, çocukta anormal davranışların görülmesi veya çocuğun hamileliği gibi(Akt: Polat, 2006). Çocukları istimardan korumak için neler yapılmalı? 2 yaşından itibaren çocuklarınızı, ortalık yerlerde soyup giydirmeyin ve vücut mahremiyeti açısından da ondan izin alarak bu işi yapın. Vücudumuzdaki özel alanlar (mayonun kapattığı yerler) anlatılmalı. Çocuğa; “Hiç kimse senin, vücudunun parçalarına bakamaz ve dokunamaz” diyerek anlatılmalı. Çocuklara kendilerinin de, başkalarının özel yerlerine bakamayacakları ve dokunamayacakları anlatılmalı. Bunun tek istisnası olarak, canımız acıdığında sorunu anlamak için anne/baba ve doktorun “izin alarak” bakması ve dokunmasının zararının olmayacağı anlatılmalı. Eğer birisi, çocuğun özel yerine bakar ya da dokunur (kendini kötü hissettirir) ise; ona aşağıdaki davranış biçimi öğretilmeli: *Söyleyebileceğin en sert ve en ciddi biçimde HAYIR de. *Oradan uzaklaş ve güvenli bir yere gitmeye çalış. *Güvendiğin bir büyüğüne anlat. *Büyükler seni dinleyip bu konuda bir şey yapana kadar da söylemeye devam et. Birinin, çocuğun özel yerlerine baktığında ya da dokunduğunda, büyüklerine gidip anlatmaması için çocuğa karşı yönlendireceği yalan, tehdit ve/veya vaat edeceği herhangi bir hediye karşısında, önceden çocuğun bilgilendirilmesi ve eğitilmesi gerekiyor: Çocuğun; “zaten anlattıklarına kimse inanmaz, anlatırsan da seni sevmez ve istemezler” tarzında tehditlere karşı da uyarılması çok önemli. Çocuğun, her şeyi anlatabileceği ve ne anlatırsa anlatsın, ne yaparsa yapsın sevileceği, kendisine hissettirilmeli ve güven telkin edilmeli. Çocuğu kandırarak bir yere götürmek için verilebilecek hediye çikolata, şeker benzeri şeyler karşısında ise; çocuğa, yabancıdan hiç bir şey kabul etmemesi ve teklif edilen her ne ise önce anne ve/veya babadan izin alınması gerektiği öğretilmeli. Özellikle öğretmenler çocuk istismarı konusunda hizmet içi eğitimde bilgilendirilmelidirler. İstismara uğramış çocukları fark etme konusunda beceri kazandırılmalıdır. Çocuk istismarı hakkında gerek aile gerekse okul çocukları doğru bir şekilde bilgilendirilmelidir. Çocuk istismarı hakkında toplum bilgilendirilmelidir. İç dürtülerinize güvenin. Eğer çocuğunuzu birilerine bırak istemiyorsanız bırakmayın. Ummak istiyorum ki çocuklarımız, cinsel istismara uğramaz. Çünkü maalesef, cinsel istismar halinde, başvurulacak hukuki süreç, en az istismarın kendisi kadar sancılı. Çocuğun olay hakkında; karakolda, savcı önünde, mahkeme salonlarında duruşmada tekrar tekrar dinlenmesi, beden muayenesi, çocukları yaralayan, yıpratan durumlardır. ÇOCUK HAKLARI SÖZLEŞMEŞİ Birleşmiş milletler, 20 Kasım 1989’da çocuk haklarına dair sözleşmeyi kabul etmiştir. Madde 2: Çocuk Hakları, bütün çocuklar içindir. Doğum yerleri, konuştukları dil ne olursa olsun fark etmez. Büyüklerinin inançları ya da görüşleri nedeniyle hiçbir çocuğa ayrım yapılmaz. Madde 3: Çocuklarla ilgili bütün yasa ve uygulamaları oluşturanlar, önce çocukların yararını düşünmek zorundadır. Madde 6: Yaşamak, her çocuğun temel hakkıdır ve herkesin ilk görevi çocukların yaşamını korumaktır. Madde12: Her çocuğun duygu ve düşüncelerini istediği şekilde açıklama hakkı vardır. Çocukların da başka kişilerin zarar görmemesi için gerekeni yapmaları gerekir. Madde 19: Hiç kimse, çocuklara karşı olan sorumluluklarını onlara zarar verecek şekilde kullanamaz. Devlet çocukların hiçbir zarara uğramaması için her türlü önlemi almakla yükümlüdür. Madde 34: Çocukları bedensel ve ruhsal yönden örseleyecek hiçbir yaklaşıma izin verilemez. Madde 35: Devlet, çocukları koruma ve çocukları kaçırıp onları satan, onları çalıştırmak isteyen kişilerle mücadele etme sorumluluğuna sahiptir. Şimdi bu maddelerin hangilerini uyguluyoruz? Aslında şöyle bir maddeleri okuduğumuzda ne kadar da güzel, doğru yapılması gerekenler, yazanların, hazırlayanların ellerine gönüllerine sağlık ama işte görülüyor ki uygulama açısından dünyaca sorun yaşıyoruz ne yazık ki. Çocuk istismarı ve ihmalinin evrensel bir sorun olduğunu görüyorum ve onların yaşamlarından, yaşananlardan hepimiz sorumluyuz. İstismarı bildirmek için Alo 183 (sosyal Destek Hattı) Alo 155 (polis) Alo 156 (jandarma) Çocuk izleme merkezleri (ÇİM) (02124041500) Lütfen istismara sessiz kalmayınız!
 
Katılım
14 Eyl 2018
Mesajlar
2,971
Tepkime puanı
870
Puanları
113
Yaş
41
Konum
istanbuL
Cinsiyet
Erkek

İtibar Puanı:

Son yıllarda çocuk istismarı ve ihmali giderek artmaktadır. İngiltere'de haftada dört, ABD’de ise günde üç çocuk, çocuk istismarı ve ihmali nedeniyle ölmekte, 4 yaş altında her bin çocuktan biri fiziksel istismara uğramaktadır. Çocuk istismarı oranı dünyada %1 ila % 10 arasında değişirken ülkemizde bu rakam %10 ila %53 arasındadır ve duygusal istismar %78; fiziksel istismar %24; cinsel istismar ise % 9 oranında olduğu bulunmuştur. İstismara maruz kalan çocukların %70’i 2-10 yaş arasındadır.

Çocukluk çağı travmaları içinde çocuk istismarı yenilenebilirliği, çocuğa genellikle en yakınları tarafından yapılıyor olması nedeniyle tanımlanması ve tedavi edilmesi en zor olan travma olarak nitelendirilmektedir. Çocuk istismarı sebeplerinin arasında aile içi şiddet ve mutsuz evlilik, sosyoekonomik durumun düşük olması, üvey anne baba, geleneksel aile yapısında fiziksel cezanın kabulü gibi nedenleri sıralanabilir. Anne-babalarda ilaç veya alkol bağımlılığı ile psikolojik sorunların varlığı ise istismar riskini artırmaktadır.

Kısacası Dünyadaki her 4 çocuktan 1’nin istismara maruz kalmaktadır. Şuan bile siz bu yazıyı okurken, bir çocuk istismara uğruyor. Bu suçu işleyenler işsiz güçsüz, avare görünümlü insanlar değil, belki de sizin en yakınınız.

Küçücük bedenleri ile ağır yüklerin altında kalan çocuklarımız. Kirli ellerin, iştahlı nefeslerin varlığı hiç bu kadar yakın olmamıştı, küçücük bir yüze. Belki de o yüz sizin çocuğunuzun yüzü, hiç düşündünüz mü? Hayattaki en değerli varlığımızı kirli ellerden, iştahlı nefeslerden hep birlikte “ Dur “diyerek uzak tutabiliriz. Arel Üniversitesi Çocuk Hakları Kulübü öğrencileri bizleri bu suça ortak olmamaya davet ediyor.

Çocuk istismarı konusunda bilinçlenmek ve daha duyarlı bir toplum olmak adına Arel Üniversitesi Çocuk Hakları Kulübü öğrencileri, tüm insanları bu suçu görmezden gelerek ortak olmamaya davet ediyor.

Geçen yıl Uzman Pedagog Sevil YAVUZ, Gazeteci Yazar Mehtap EREL ve Sosyal Hizmet Uzmanı İclal NERGİZ ile ilkini düzenlenen "Çocuk İstismarı Semineri" bu yıl Uzman Pedagog Sevil YAVUZ, Sosyal Hizmetler Uzmanı Mansur SEYİTOĞLU, Avukat Yeşim ERGÜNGÖR ile ikinicisini düzenleniyor. "Çocuk İstismarına Dur!" demek isteyen herkesi 13 Mart 2014 Perşembe günü saat 13.00'de İstanbul Arel Üniversitesi Sefaköy Yerleşkesi Konferans Salonuna davet ediyoruz. Katılım Ücretsizdir.


Çocuk İstismarı nedir?

Dünya Sağlık Örgütü çocuk istismarını şöyle tanımlar: "Çocuğun sağlığını, fiziksel ve psiko-sosyal gelişimini olumsuz etkileyen, bir yetişkin, toplum yada devlet tarafından bilerek yada bilmeyerek tüm davranışlar çocuğa kötü muameledir." Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne göre; "18 yaşın altındaki her insan çocuk sayılır".

“İhmal, duygusal, fiziksel istismar ve cinsel istismar çeşitleri; taciz, tecavüz, ensest, çocuğun ruhsal dünyasında tamiri imkansız yaralar açmakta, çocuğun gelişimi en üst düzeyde tamamlamasını, potansiyelini gerçekleştirmesini önlemektedir.”

Çocuk istismarı; ihmal, duygusal, fiziksel ve cinsel istismar olmak üzere dört grupta sınıflanmaktadır.
Çocuk ihmali; çocuğun beslenme, giyinme, barınma, eğitim, sağlık ve sevgi gibi temel gereksinimlerini çocuğa bakmakla yükümlü kişi veya kişiler tarafından karşılanmaması sonucu, çocuğun gelişiminin en üst düzeyde gerçekleşmesinin engellenmesi olarak tanımlanmaktadır.

Duygusal istismar; UNICEF, duygusal istismarı ve ihmali; çocuğun nitelik, kapasite ve arzularının sürekli kötülenmesi, çocuğun sürekli olarak insanüstü güçlerle, sosyal açıdan ağır zararlar verme ya da terk etme ile tehdit edilmesi, çocuktan yaşına ve gücüne uygun olmayan taleplerde bulunulması ve çocuğun, topluma aykırı düşen çocuk bakım yöntemleri ile yetiştirilmesi olarak tanımlanmaktadır. Duygusal istismar çok sık gerçekleşmesine rağmen fiziksel ve cinsel istismar gibi somut bulguları olmadığı için en zor tanınanıdır.

Fiziksel istismar; Fiziksel istismar, çocuğun anne babası ya da bakımından sorumlu başka kişi tarafından sağlığına zarar verecek biçimde fiziksel yaralanması ya da yaralanma riski taşımasıdır. Genel olarak fiziksel istismar, çocuğun kaza dışı nedenlerle yaralanması olarak bilinmektedir.

Cinsel istismar; Cinsel istismar, psiko-sosyal gelişimini tamamlamamış ve yaşı küçük olan bir çocuğun bir erişkin tarafından cinsel doyum için kullanılmasıdır. Cinsel istismar oral-genital, anal, genital veya oral temas ile olabileceği gibi, teşhircilik, röntgencilik ve çocuğu pornografide kullanmak şeklinde de olabilir.

Cinsel istismar sonrası çocukların sessiz kalmasının nedenleri şöyle sıralayabiliriz:

- Kendilerinin inanılmayacaklarını düşünürler
- Başlarının belaya gireceğinden korkarlar
- İstismarcının tehdidinden korkarlar.
- İstismarcıyı korumak isteyebilirler, istismarcıyı sevebilir ama yaptıklarını sevmezler (mağdurun ve ailesinin kötü algılanması olasılığı).
- Nasıl anlatılacağını bilmeyebilirler.
- Cinsel davranışların yanlış olduğunu bilmeyebilirler
-Arkadaşları tarafından dışlanacağından korkabilirler. Homoseksüel olarak adlandırılabileceklerinden korkabilirler.
- Büyükleriyle (otorite ifade edenlerle) cinsel konuları konuşmaktan utanabilirler,
- Gammaz olarak adlandırılmak istemezler.
- İyi çocukların cinsellikle ilgili sözcükleri kullanmamaları gerektiği söylenmiş olabilir.

Çocukluk çağı cinsel istismar çoğu zaman kimseye söylenmediği için birilerince fark edilinceye kadar çocuk tarafından saklanır ya da özellikle tanıdık biri tarafından istismara maruz kalan çocuk olayı bir oyun olarak algılayabilir zamanla bunun bir suç, kendi işlediği bir günah olduğunu düşünür, suçlu hisseder ve utanç duyar.

Cinsel istismar sonrası en sık görülen ruhsal rahatsızlıklar olarak travma sonrası stres bozukluğu, depresyon, aşırı kaygı, panik, fobiler, unutkanlık, duyarsızlık, güven kaybı, benlik saygısında ciddi hasar, utanç, uykusuzluk, organik bir temeli olmayan dirençli ağrılar bayılma ve madde-alkol kullanmaya başlama veya miktarını arttırma, intihar girişimi, kendine zarar verme davranışı gibi sıralanabilir.

Sonuç olarak çocuk istismarı ve ihmali bir halk sağlığı sorunudur.

İstismara uğramış bir çocuğa yaklaşımda en önemli noktalardan birisi çocuğun daha fazla zarar görmesini önlemektir. Çevrenizdeki bir çocuğun istismara maruz kaldığından şüphe ettiğinizde gerekli yerlere başvurun ve bu istismara göz yummayın. Unutmayın bu olaylar hemen yanı başımızda olmakta ve göz yummak geleceğin ruh sağlığı bozuk bireylerinin hatta geleceğin çocuk istismarcılarının yetişmesine neden olmaktadır. Herkes bu konuda duyarlı ve uyanık olmalıdır.

Çevrenizdeki bir çocukların istismarını önlemeniz dileğiyle,
 
Katılım
14 Eyl 2018
Mesajlar
2,971
Tepkime puanı
870
Puanları
113
Yaş
41
Konum
istanbuL
Cinsiyet
Erkek

İtibar Puanı:

Bazı meseleler vardır ki tartışmaya açık değildir, olmamalıdır. Bunlardan biri ve en önemlisi tecavüzdür. Çocuk ya da yetişkine tecavüzün herhangi bir açıklaması herhangi hafifletici sebebi, ama’sı, fakat’ı olmaz, olamaz. Açık ve aleni olarak hiç kimse tecavüzü, tacizi savunmaz, savunamaz. Bir çocuğun istismar edilmesini makul, mazur gören bir insana ya da kuruma kimse makul bakmaz, bakamaz. Hiç kimse tecavüzün bir suç olmadığını söylemez, söyleyemez. Buraya kadar hepimiz hemfikiriz. Peki bu kadar pedofili, bu kadar tecavüzcü nereden nasıl çıkıyor?

Özgecan Aslan cinayetinden sonra yapılan onca yorumu, eylemleri, beyanatları hatırlayın. Özgecan’dan sonra yüzlerce kadın benzer saldırılara maruz kaldı ve hayatını kaybetti. Adana’da bir çocuğun istismar edildiğinin ortaya çıkmasından bu yana yine yüzlerce yorum yapıldı, yapılıyor. hashtagi ile binlerce yorum yapıldı. Çocuklarınıza susmamayı öğretin diye çağrılar yapıldı yapılıyor. Hepsi çok güzel, anlamlı. Peki yetecek mi? Hayır. Şu anda siz bu satırları okuyorken bu ülkenin herhangi bir yerinde birden fazla çocuk istismara uğruyor olabilir.

İstismara uğrayan her çocukta bizim bir parmağımız var. Biz dokunmamış, biz aklımızdan geçirmemiş olsak bile…

Özgecan Aslan cinayetinden sonra “Nasıl tecavüzcü olunur?” başlıklı bir yazı yazmıştım. O yazıda “ Sadece bir bedene zorla sahip olmakla tecavüzcü olunmaz. Ve tecavüzcüler sandığımız gibi yarım akıllı, hasta, cahil vb kişiler değildir… Onlar da her akşam evlerine giderler. Kardeşleri vardır hatta çocukları… O ellerle bir kadına dokunurlar, bir çocuğu okşarlar… Aynaya baktıklarında gördükleri suretten utanmazlar, tıpkı “o etekle sokağa çıkmış” diyen birinin utanmadığı gibi…” diyordum.

Tecavüze uğrayan bir kadına o etekle o saatte neden sokağa çıktın diye sormak tecavüzcüyü azmettirmektir. Çocuk istismarında da durum farklı değil.

Tecavüzcülere ilişkin en kötü yorumlardan biri “insan değil” ve “hasta” tanımlamaları. Tecavüzcüye “hasta” dediğinizde durum birden bire hafifleşiyor, normalleşiyor. Bunu normal insan yapmaz diyoruz, çünkü ‘normal’ insanların bunu yapabileceğini aklımıza getirmekten korkuyoruz. Normal insan bunu yaparsa çevremizden şüphe etmeye başlayacağız, normal insan bunu yapabilir dersek kapı arkalarına sakladığımız gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalacağız.

Şiddeti Önleme ve Rehabilitasyon Derneği’nin 2016 yılı raporunda “pedofili son yıllarda dünyada ve Türkiye’de gizli kalan ama çocuk istismarının en önemli problemidir” deniyor. Hani birkaç ay evvel Melis Alphan yazmıştı hani linç edilmeye kalkışılmıştı ya işte ondan bahsediyor. Ensesti yapana değil, yazana bağırınca 3 yaşındaki çocuğun istismar edildiğini okuyuveririz. Ensest gerçeğini kabul etmezsen çocuk istismarı haberini gördüğünde avazın çıktığı kadar bağırmanın herhangi bir sahiciliği yoktur.

Şiddeti Önleme ve Rehabilitasyon Derneği’nin 2016 yılı raporuna göre “Dünyada son 4 yılda çocuklara yönelik taciz veya şiddet uygulamaları yüzde 90 arttı. Tecavüzcülerin tahminen % 5’i ortaya çıkarken % 95’i gizli kalıyor. Ensest ilişkilerin ise binde biri ortaya çıkıyor. Adliyelerdeki 4 tecavüz davasından biri çocuklarla ilgilidir. Adalet Bakanlığı’nın 2014 verilerine göre, her ay Adli Tıp Kurumuna 650 çocuk cinsel istismarı vakası gönderilmektedir.” Bu vakalara ne oluyor? Raporda bu da var.

“Adalet Bakanlığı’nın 2014 verilerine göre, her ay adli tıp kurumuna 650 çocuk cinsel istismarı vakası gönderiliyor.

Açılan toplam dava sayısı: 40.266

Karar çıkan dava sayısı: 24.825

Mahkumiyet Kararı: 13.968”

Sonuçlardan da anlaşılacağı gibi 40 bin vakadan sadece 13 bin vakada mahkumiyet kararı verilmiş. 37 bin çocuğun cinsel istismarı ile ilgili herhangi bir mahkumiyet kararı yok. Bir tweet attı diye bir haberde imzası var diye aylar hatta yıllar boyu insanlara hapis cezası verilen ülkede bir çocuğu istismar eden binlerce insan elini kolunu sallaya sallaya dolaşıyor ve başka çocuklara da aynısını yapıyor. Bir tweet attı diye işinden kovulan insanların olduğu bir ülkede bir çocuğu istismar eden erkekler aynı evde oturuyor, aynı işe gidiyor ve hala ‘itibar’ görüyorlar. Bir yakının istismarını “yok canım o öyle şey yapmaz” diye görmezden gelirsen sayı artar da artar.

Yurtlarda, okullarda, kurslarda yaşanan istismar vakalarını hatırlayın. Herhangi bir yerde yaşanan çocuk istismarını politik olarak yakın olduğun için sümenaltı etmeye çalışırsan suç ortağısındır.

Çocuk neden susar?

Kendine iyi bir şey yapılmadığını, hatta canının çok ama çok acıdığını bilen yaşayan çocuk neden susuyor? Çünkü biz yeterince ses çıkarmıyoruz. O çocuğa susmayı biz öğretiyoruz da ondan susuyor.

Erkek çocukların cinsel organını konu komşu tüm akrabalarınıza “göster bakalım” diye coşkuyla göstertmeye çalıştığınız için susar mesela. 15 yaşında istismara uğrayan çocuğa mahkemeler “rızası var” dediği için susar. Siz görmezden geldiğiniz için susar. Tacizci tehdit ettiği için susar. Sizin onu koruyamayacağınızı düşündüğünüz için susar. Siz sürekli “ayıp” , “günah” kelimeleri ile onu eğitmeye çalıştığınız için susar. Kız çocuğuna “eteğini kapat” diye bağırdığınız için susar. Siz “el aleme rezil olmayalım” dediğiniz için susar.

Çocuk istismarı akli dengesi bozuk biri ya da birileri tarafından gerçekleştirilen bir şey değildir.

Çocuk istismarı münferit değildir.

Çocuk istismarı az değildir.

Bu gerçeği kabul etmediğimiz, bu gerçeği görmezlikten geldiğimiz, tanıdığımız birinin böyle bir şey yapabileceğini kabul etmediğimiz sürece bu sayı artacak.

Mesele sadece çocuğu olanların meselesi değildir. Bu yüzden anne babalar çocuklarına susmamayı öğretebildiğinde bu sorun çözülmeyecek. El kadar çocuğun üzerine sorumluluk yüklemek yerine bir kendimize, ne yaptığımıza, ne söylediğimize bakalım.

Çocuklara o iğrençlikle dokunmuyor olabilirsiniz, çocuk istismarı size korkunç geliyor olabilir ama asıl sınav böyle bir olayı duyduğunuzda, şahit olduğunuzda ne yaptığınız, nasıl davrandığınızla ilgilidir. Haberini yaptın mı? Haberinin yapılmasını sağladın mı? Davasını takip ettin mi? İstismarla yargılanan komşuna davranışın ne oldu? Çocuğu istismara uğrayan insanların ne kadar yanında oldun? Bu ve daha sorulacak onlarca soru turnusoldur.

Çocuk susmasın ama önce siz susmayın!
 
Katılım
14 Eyl 2018
Mesajlar
2,971
Tepkime puanı
870
Puanları
113
Yaş
41
Konum
istanbuL
Cinsiyet
Erkek

İtibar Puanı:

Çocuk bütün canlılar içinde en uzun bakımı, korunmayı ve sevgiyi gerektiren varlıktır. Bir toplumun ilerleyebilmesi ve kalkınabilmesi o toplum içinde yetişen çocukların bedensel, ruhsal ve sosyal yönden sağlıklı gelişmesiyle mümkündür. Çocuk yetiştirme yöntemi ne olursa olsun zaman zaman çocukların fiziksel cezalara uğradıkları ve bununla beraber duygusal hasarların da ortaya çıktığı, bazen de cinsel yönden zedelendiklerinin gözlendiği bilinmektedir. Aileler çocuk yetiştirme sürecinde bilerek ya da farkında olmadan çocuklarının gelişimini olumsuz yönde etkileyecek, kimi zaman şiddet, kimi zaman da ihmal şeklinde davranışlar gösterebilmektedirler. Bu nedenle istismar ve ihmalin tanınması, önlenmesi ve müdahalelerde bulunulması gerekmektedir. Son yıllarda Türkiye’de çocuk istismarına olan ilgi ve farkındalılık yeterli olmamakla birlikte artmaktadır. Bu makalenin amacı çocuk istismarını ve tiplerini tanıtmak, toplumun ve sağlık çalışanlarının konuya dikkatini çekmektir.

Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre dünyada 1-14 yaş grubundaki 40 milyon çocuk istismar veya ihmale uğramakta, desteğe ihtiyaç duymaktadır.

Dünya sağlık örgütü çocuk istismarını “Bir yetişkin tarafından bilerek ya da bilmeyerek yapılan ve çocuğun sağlığını, fizik gelişimini, psikososyal gelişimini olumsuz yönde etkileyen davranışlar” olarak tanımlamaktadır. Bu tanımda amaç değil, sonuçlar önem taşımaktadır. Başka bir deyişle, yetişkinin niyeti önemli değildir, eylemin çocuk üzerindeki etkisi önem taşımaktadır.

İstismar fiziksel, duygusal, cinsel ve ekonomik istismar gibi farklı biçimlerde ortaya çıkabilir.

Türkiye’de çocuk istismarı konusunda yapılan araştırmalarda ise, yüzde 78 gibi yüksek bir oran ile duygusal istismarın ilk sırada olduğu görülmektedir. Fiziksel istismar yüzde 24 ve cinsel istismar yüzde 9 oranındadır. 1980- 1982 yılları arasında sekiz ilde yapılan bir diğer araştırmada, istismara uğrama oranı yüzde 33, tokat atma, kulak ve saç çekme oranı yüzde 25, sopa ile dövme oranı yüzde 14 olarak bulunmuştur. Eğitimsiz ailelerin yüzde 40’ı çocuklarını istismar ederken, eğitim düzeyi yüksek ailelerde bu oran yüzde 17’dir. Bir diğer araştırmada, 7- 14 yaş grubundaki çocukların yaklaşık yüzde 40’ı anne ve/veya babaları tarafından dayak yediklerini belirtmişlerdir.
Bazı çocuklar yetişkinlerin cinsel saldırılarına hedef olurken; kimileri de küçük yaşta ağır, uygunsuz işlerde çalıştırılmakta ve büyük sorumluluklar üstlenmektedir. Çocuğun çalıştırılması, çocuk işgücünün istismarı, sokakta yaşayan ve sokakta çalışan çocukların sorunları günümüzde birçok toplumda karşılaşılan ve çözüm bekleyen sorunlardır. Türkiye’de de pek çok çocuk ve genç ya ailelerinin geçimine katkıda bulunmak ya da kendilerini geçindirmek amacıyla erken yaşta çalışmaya atılmakta ve türlü istismar ve ihmal biçimleriyle karşılaşmaktadır. Özürlü çocukların büyük bir çoğunluğuna ise gelişmelerini sürdürebilmeleri için gerekli olanaklar sağlanmamaktadır.
 

Muzik



Çocuğunuza öğretin!

1. Yalnız yerler güvenli değil. Ben hep arkadaşlarımla oynarım!
2. Tanımadığım kişilerden şeker, hediye almam!
3. Ailemden izinsiz arabalara binmem!
4. Yardım istersem, üniformalı birinden isterim!
5. Kendi adımı, annemin, babamın adını bilirim. Telefon numaramızla adresimizi de bilirim!
6. Su birikintisine, kuyu nehir veya denize yanımda yetişkin olmadan yaklaşmam ve girmem! 7
. İstemediğim şeylere hemen hayır derim!
8. Tedirginsem, hemen oradan uzaklaşırım, kaçarım!
9. Biri bana dokunduğunda kötü hissedersem, "Hayır, bana dokunma" derim! Bu benim en doğal hakkım.
10. Sesim alarmımdır benim. Tedirginsem, korkarsam hemen bağırırım! Çekinmem.
11. Başkalarıyla konuştuklarımı, aileme de söylerim!
12. Bir yere gitmeden önce, aileme sorarım!
13. Korkarsam, kendimi kötü hissedersem, hemen birine söylerim!
14. Büyük biri benden yardım isterse, yardım etmeden ailemden önce izin alırım!
 
Katılım
14 Eyl 2018
Mesajlar
2,971
Tepkime puanı
870
Puanları
113
Yaş
41
Konum
istanbuL
Cinsiyet
Erkek

İtibar Puanı:

Bu topraklarda inkar edilemez şekilde çocuk cınsel istismarı
yaşanmakta ve bizler de farkında bile olmayarak bu akışta yerimizi
almaktayız. Karşı çıkanlar olacaktır ama bir durup düşünelim
yıllar boyu söylediğimiz türküleri;
"14 yaşında Nazife de hanım"
ya da
"Düz dolan düz otur ay kişi / Yaş diyesen yetmişi / Bir utan kızına
aşık olur mu adam"
ya da nicelerini nesillerce dilden dile bugüne taşıdık.
Artık ikiyüzlülüğü bırakıp bu gerçek yüzleşme zamanı gelmedi
mi?
...
 
Katılım
14 Eyl 2018
Mesajlar
2,971
Tepkime puanı
870
Puanları
113
Yaş
41
Konum
istanbuL
Cinsiyet
Erkek

İtibar Puanı:

"Freud, takıntılı ve zorunlu eylemli koruyucu tedbirlere örnek olarak, on bir yaşındaki bir erkek çocuğun aşağıdaki birkaç yatak zamanı ritüelini verir: Yatmadan önce annesine o günün olaylarını anlatması; halıyı, üzerinde hiçbir kâğıt veya başka bir çöp olmadığına emin olana kadar yoklaması; yatağının duvara karşı yerleştirilmesi; yatağın önüne üç sandalye konması; yastıkların yatağa belli bir şekilde yerleştirilmesi; havaya belli sayıda tekme savurması ve yana yatıp uyuması.
Freud, birkaç yıl önce bir hizmetçi kızın çocuğu yatağında taciz ettiğini saptamıştı. Daha sonra, yenilerde meydana gelen bir olay bu anıyı yeniden canlandırmıştı;
...anı, çocuğun bilincine çıkmış ve onu söz konusu seremoniyi icra etmeye zorlamıştı.'
Bu yüzden çocuk, cinsel istismarı bilinçli olarak hatırlamıyordu, onun yerine ritüeli icra etme zorunluluğunu yaşıyor, ki bu ritüel de cinsel travmanın tekrarlanması olasılığına karşı bir korunma işlevi görüyordu. Ritüel şu anlamları taşıyordu: Sandalyeler yatağın önüne diziliyordu, böylece kimse yatağına giremezdi; yastıklar istismara uğradığı zamankinden daha farklı biçimde yerleştiriliyordu; çocuğun havayı tekmelemesi, üzerine abanmış olan kızı uzaklaştırmak içindi; yana yatarak uyumasının amacı, istismara uğradığı sıradaki pozisyonuna tezat oluşturmaktı; günün olaylarına ilişkin itirafları, tacizcisinin olanları başkalarına söylemeyi yasaklayışına karşı bir başkaldırıydı; yatak odasının zeminini temiz tutmakla bu kadar meşgul olmasının nedeni ise, odasını temiz tutmaması halinde annesi tarafından ayıplanma korkusuydu ve bu korku da, cinsel eylemin ayıplanması korkusunun bir yansımasıydı."
 
Katılım
29 Eki 2018
Mesajlar
81
Tepkime puanı
73
Puanları
18
Yaş
34
Cinsiyet
Kadın

İtibar Puanı:

''Son günlerde artan çocuk istismarıyla ilgili hükümet harekete geçmiştiti. Yapılacak olan yeni düzenlemelerle ilgili açıklamalarda bulunan Gazeteci yazar Abdulkadir Selvi, iyi hal indiriminin kaldırılacağını ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası getirilmesinin düşünüldüğünü belirtmişti.''

BUNUNLA ALAKALI SON DURUM NEDİR BİLEN VAR MI ARKADAŞLAR?
 
Katılım
29 Ağu 2018
Mesajlar
100
Tepkime puanı
212
Puanları
43
Konum
istanbul
Cinsiyet
Erkek

İtibar Puanı:

''Son günlerde artan çocuk istismarıyla ilgili hükümet harekete geçmiştiti. Yapılacak olan yeni düzenlemelerle ilgili açıklamalarda bulunan Gazeteci yazar Abdulkadir Selvi, iyi hal indiriminin kaldırılacağını ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası getirilmesinin düşünüldüğünü belirtmişti.''

BUNUNLA ALAKALI SON DURUM NEDİR BİLEN VAR MI ARKADAŞLAR?

Daha Bir Gelişme Yok En Babası 15 Yıl Alıyor, Oda 3/2 Yatıyor Denetimli İndirim Felan Toplam 6 Yıl 8 Ay Yatıp Cıkıyor
 

Muzik

''Son günlerde artan çocuk istismarıyla ilgili hükümet harekete geçmiştiti. Yapılacak olan yeni düzenlemelerle ilgili açıklamalarda bulunan Gazeteci yazar Abdulkadir Selvi, iyi hal indiriminin kaldırılacağını ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası getirilmesinin düşünüldüğünü belirtmişti.''

BUNUNLA ALAKALI SON DURUM NEDİR BİLEN VAR MI ARKADAŞLAR?
Bilgim yok ama bu ceza çok çok yerinde alınan bir karar olur.
 
Tüm sayfalar yüklendi.

Konuyu Görüntüleyen Kullanıcılar (Toplam:0)

Benzer konular