Paylaşımın Ve Sohbetin Tek Adresine HoşGeldin, Ziyaretçi!

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için foruma kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Foruma üye olmak tamamen ücretsizdir.

Dİlİmİzİn GeleceĞİ

  • Konbuyu başlatan Eqe
  • Başlangıç tarihi
  • Okuma süresi: 4:25

Eqe

Dil bir toplumu toplum yapan unsurların en önemlisidir. Dilimizi bileni bizden, bilmeyeni yabancı sayarız. İnsanlar arasındaki ilişkiler dil ile kurulur, yürütülür, gelişir, kimi zaman da bozulur.
Konfüçyus’a sormuşlar: ”Bir ülkeyi yönetmek için çağrıldıysanız, yapacağınız ilk iş ne olurdu? “
Büyük bilge şöyle cevap vermiş: “ Hiç süphesiz dili gözden geçirmekle başlardım. Dil düzensiz olursa sözler düşünceyi anlatamaz. Düşünce iyi anlatılamazsa, yapılması gereken sözler, işler iyi yapılamaz. Görevler gereğince yapılmazsa, adetler ve kültür bozulur. Adetler ve kültür bozulursa, adalet yanlış yola sapar. Adalet yoldan çıkarsa, şaşkınlık içine düşen halk ne yapacağını bilemez. İşte bunun için hiçbir şey dil kadar önemli değildir.”
Dil düşüncenin aracıdır. Düşüncelerimizi dile getirdiğimizde, buna konuşma deriz. Dil olmazsa düşünce ve duygu asla gelişmez, toplumlar ilerlemez, medeniyetler oluşmazdı. Hangi inanışa göre olursa olsun, bir milletin tüm bireylerince paylaşılan inanç, bilgi, davranış ve gelenekler o ulusun kültürünü oluşturur. Bunların hepsinin kaynağı dildir. Çünkü bu kavramların hepsine dil aracılığı ile ulaşılır. Geçmişimizde dilimizi gerektiği gibi kullanmamamızın sonucunda insanlarla ilişkilerimiz aşınmalara uğramış, dolayısıyla teknolojinin gelişmeside gecikmiştir. Matbaayı buluşundan 300 yıl sonra kullanmaya başlıyor ya da kütüphane kavramını Cumhuriyetin ilanından sonra öğreniyorsa, bu elbette ki dil açısından büyük bir darbe olur. Türkiye yıllarca teknoloji üretmeden, doğanın bize verdiklerini tüketerek yaşamış bir ülke. Cumhuriyet ile yeni bir toplum oluşturuyoruz. Bunu sağlamak için dünyanın bir çok yerinden teknoloji öğreniyoruz. Dolayısıyla onların kültürlerinden ve dillerinden etkileniyoruz.
Ülkemizde – belki bir çok ülkede de – kimsenin inkar edemeyeceği yabancı dil hayranlığı söz konusu. Teknolojisinden yararlandığımız ülkelerin, teknolojileriyle birlikte bazı yabancı terim ve sözcüklerde dilimize giriyor. Zaten yabancı dil hayranlığı duyan milletimiz bu kelime ve terimleri benimsiyor, sanki bir marifetmiş gibi her fırsatta tüketiyor ; üstelik bir çoğunu da yanlış ve gereksiz bir şekilde kullanıyor.
Yabancı dili herkesin bilmediğini gözönünde bulundurursa, bir çok kişinin bunu sohbet esnasında bir silah gibi kullandığına tanık oluyoruz.
Toplumda yitirilmemesi gereken tek şey dildir. Dilini yitiren ulusların ulusluk özellikleri kalmaz. Bir halkı ırkına bakarak türk diye nitelendirmek yanlıştır. Ancak dil bilimi açısından yaklaşırsak bu olasıdır. Benimsenmesi gereken en mantıklı düşünce; dili Türkçe olan halkları Türk olarak kabul etmektir. Çünkü halkının çoğu Türkçe konuşmadığı milletlerden Türklük özellikleri göstermesi beklenemez.
“Geçtiğimiz gün”, “geçtiğimiz ay” gibi söyleyişler ayrık otu gibi yerleşmiş hatta bu tür yanlışlar televizyonlarda sunucular; gazete ve dergilerde, yazar ve haberciler tarafından çok doğal ve doğru bir söyleyişmişcesine devamlı kullanılıyor. Oysa biz zamanın üzerinden geçmeyiz, zaman gelir geçer. Doğru olan söyleyiş;” geçen gün”, “geçen ay”, “geçen yıl”dır.
Halkımız anlamını kavrayamadığı kimi sözcüklere o sözcüğün ses yapısına benzer yakıştırmalar yapar. Bunlar zamanla kalıplaşır,yaygınlaşır ve aslını unutur. “Kazın ayağı öyle değil” deyimi böyledir.analamı ise şu şekildedir: “sen öyle düşünüyorsun ama işin aslı öyle değil.” Zamanla “kazın ayağı”na dönüşen ilk yakıştıma “kaz ayağı”dır. Bunun aslı Arapça “kazaya” dır. Kazaya, “kaziye”nin çoğuludur. Kaziye ise iş, konu, sorun demektir. Deyimin aslı ise “Kazaya öyle değil”, yani “işin aslı öyle değil”dir. Halkın konuşma dili ihtiyacı olan sözcükleri kullanmak için kendi özünden uzaklaştırabiliyor.
Memleketimizde yayınlanan dergi isimlerinden birkaç örnek verelim. Negatif, Girl, Focus, Elle, Kapcal, Economist, Marie Claire, Aksiyon, Mimaza, Max, Aktüel, Bazaar... örnekleri çoğaltmak mümkün. “istanbul Life” adlı derginin adı neden “İstanbul yaşamı” ya da “İstanbul da yaşam” olmuyor.
Televizyon kanallarından da örnekler verilebilir. Flash, Star, Show, Bravo, Numberone, Best, Ntv... anayasasında “resmi dili Türkcedir” yazan Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yayın yapan bu gibi kuruluşların Türk alfabesinin okunuşunu değiştirerek İngilizce okumaları ve yabancı sözcükler tercih etmeleri, Türk diline ve milletine saygısızlıktır.
Gelecek bilimcileri 21. Yüzyılda neler olacağını söylemeye başladılar. Bunlardan birisi “21. yüzyılda herkes İngilizce konuşacak, bugün dünyada konuşulan 6000 dil ve lehçenin %90’ı ortadan kalkacak”, şeklinde.
Günlük yaşamda, gazetelerde, televizyonlarda yabancı dili marifetmiş gibi bolca kullanan biz Türkler, kendi dilimizi nasıl koruyacağımızı geçte olsa düşünmeye başlamalıyız.


 
Tüm sayfalar yüklendi.

Konuyu Görüntüleyen Kullanıcılar (Toplam:0)