Paylaşımın Ve Sohbetin Tek Adresine HoşGeldin, Ziyaretçi!

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için foruma kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Foruma üye olmak tamamen ücretsizdir.

Çoban Alinin Çarıkları

  • Konbuyu başlatan Han
  • Başlangıç tarihi
  • Okuma süresi: 2:52
ÇOBAN ALİ’NİN ÇARIKLARI

Çoban Ali koyunlann peşinde yürürken sevinçliydi. Yarın şehre inecekti. Düşündükçe heyecandan yüreği vuruyor, içi içine sığmaz oluyordu.
Ali erken kalktı. Zaten şehre gitme heyecanından doğru dürüst uyuyamamıştı. Gözlerini oğuşturdu. Çeşme başında yüzünü yıkadı. Bir güzel giyindi.

Yepyeni çarıklarını da ayağına geçirip yola koyuldu. Çan klan kirlenmesin diye çamura basmamaya çalışıyordu. Buna rağmen çarıklar çamur içinde kalmıştı.
— Bir su başında durur yıkarım, diye düşündü.

Fakat sonradan unuttu. Şehre çamurlu çarıklarla Hükümet meydanı denen yerde durdu, Meydanın te yanında hükümet konağı, öbür yanında cami vardı. Camiyi geçip sıra sıra dükkanların fcnünde yürümeye başladı.

Çoban Ali nin ilgisini en çok ayakkabı mağazası çekti. Vitrindeki ayakkabılar pınl pınldı. O zaman kendi çamurlu çarıklarını hatırladı. Yüzünü buruşturdu. Vitrindeki ayakkabılar çamurlu çarıklarıyla sanki alay ediyorlar, sanki “Sümüklü sen de” diyorlardı.

– Kibirlenmeyin be, dedi ayakkabılara bakıp, çank da sizin gibi deriden yapılmıştır. Aranızda ne fark var sanki? Biraz çamurlanmış o kadar.

Bu arada önündeki cama yaşlı bir adamın yüzü yansımıştı. Gülümsüyordu. Meğer Ali, içinden söylediğini sandığı sözleri yüksek sesle söylemişti. Utanıp başını indirdi. Yaşlı adam elini Ali’nin omuzuna koydu:
– Utanacak birşey yok, dedi. Sen doğruyu söyledin. Ama şunu unutma: Vitrindeki iskarpinler büyük emekle hazırlanmıştır. Bir sürü işlemden geçmişlerdir.

Dikilmişler, zımparalanmışlar, terbiye edilmişler ve cilalanmışlar. Senin çarıklar ise kaba taslak dikilmiştir. Fazla emek gösterilmemiştir. Aralarında elbet bu kadar fark bulunmalı.

Derin bir soluk aldı yaşlı adam. Sora Ali’nin kulağına eğildi:
– İnsanlar da tıpkı böyledir oğul, diye devam etti. Güçlüklere katlanırlarsa, çalışırlarsa, okurlarsa, görevlerini eksiksiz yaparlarsa, bir işe dört elle sarılırlarsa yükselirler. Kafalarının içi vitrindeki iskarpinler gibi cilalanır. Aksini yaparlarsa senin çamurlu çarıklarına benzerler. Bak genceciksin. Fırsat elinde iken, oku öğren, çalış.

Ali ağır ağır başını kaldırdı. Yaşlı adamın söyledikleri hoşuna gitmişti. Gülüyordu:
– Kimsiniz? diye sordu.
– Dükkân sahibiyim, dedi yaşlı adanı. Hadi içeri girdim.

Çoban Ali’nin çekingenliğini görünce kolundan tutup İçeri soktu. Vitrinlerde sıra sıra duran iskarpinleri gösterdi.
— Seç bakalım.

Ali boynunu büktü:
– Şey. galiba o kadar param yok.
— Para isteyen kim? Yalnız söz vermeni istiyorum. Okuyacaksın. Kafanı pınl pırıl bilgilerle dolduracaksın Benim ücretim de bu olacak.

Ali söz verdi. Pınl pınl bir çift iskarpin alıp dükkândan aynldı. Hemen bir kitapçıya gitti. İlkokuldan sonra okumayı bırakmaya karar vermişti. Çoban olacaktı. Fakat şimdi okumak istiyordu. Yaşlı adama da söz vermişti. Kesesindeki parayla okul kitaplan aldı.

Köye dönerken havalarda yürür gibiydi. Sevinçten uçuyordu.
 
Tüm sayfalar yüklendi.

Konuyu Görüntüleyen Kullanıcılar (Toplam:0)

Benzer konular Forum Tarih
Han Dini Hikayeler 0 54

Benzer konular