Paylaşımın Ve Sohbetin Tek Adresine HoşGeldin, Ziyaretçi!

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için foruma kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Foruma üye olmak tamamen ücretsizdir.

Bulgurlu'ya gelin gitmek...

SuMBuL

Tam güldüğün yerde başlar şiirler... Yang❤️
bayan
Katılım
4 Ara 2020
Mesajlar
2,317
Tepkime puanı
4,592
Puanları
113
Konum
...
Cinsiyet
Kadın

İtibar Puanı:

indir (3).jpg

Anlamı:

Bir iş için acele etmek, telaşla hızlı hareket etmek...

Hikayesi:

Bulgurlu, İstanbul'un Anadolu yakasında Küçük Çamlıca Tepesi'nin (Eski adı Bulgurlu Dağı'dır.) Marmara'ya bakan yamaçlarında, İstanbul'un güzelliğini en müstesna biçimde gözler önüne seren bir yerleşim bölgesidir. Şimdi tamamen beton yığını olan bölge, 1950'lere kadar henüz bir köy olup ahşap ve bahçeli evleri, havadar mekanı, abıhayat-misali suları ile cennet gibi bir sayfiye yeriymiş. Yavuz Sultan Selim devrinde burası, Ömer Seyfettin'in İncili Kaftan hikayesindeki Muhsin Çelebi'nin çiftliği imiş.
Bulgurlu adının, burada yapılan bir savaştan sonra padişaha hadisenin "Düşmanla bulgur gibi bir kaynaşma oldu." diye anlatılması üzerine verildiği sanılmaktadır. 17. asırda Sultan Ahmet'in mürşidi Aziz Mahmut Hüdai hazretlerinin burada bir çilehanesi ve tekkesi olduğu ve bir ziyaret esnasında padişahın gözle görülebilen araziyi işaretle "Şeyhim burayı kabul buyur" dediği, onun da kabul ederek her bir karışını köy halkına vakfettiği rivayetler arasındadır.
Bulgurlu köyünün en eski adetlerinden birini, her yıl bahar mevsiminde burada yapılan şenlikler oluştururmuş. Bu şenlikler dolayısıyla köyün çayırlarında güreşler tertip edilir, bu güreşleri seyretmek için İstanbul'un her semtinden kilimlerle, kurdelelerle süslü öküz arabalarıyla akın akın insanlar gelir, bunlardan pek çoğu, sayfiye olarak yaz boyunca burada evler kiralarlar ve İstanbul manzarasına doyarlarmış. Aynı şenlikler esnasında, Hüdai çilehanesi yanında İstanbul'daki bütün arap bacılar (Afrikalı halayıklar, hizmetkarlar vb.) toplanıp memleketlerindeki usulden eğlenirler, Aziz Mahmut Hüdai'ye adaklarda bulunurlar imiş.
Bulgurlu'nun dillere destan bir özelliği de düğünlerinin dokuz gün dokuz gece sürmesi ve oğlan analarının, gelinlerine öz kızları gibi muamele etmeleridir.
Bulgurlu'ya gelin olmak, güzel suları içip, temiz havaları teneffüs ederek büyüyen kara yağız pehlivanların yetiştiği bir köyden şöyle boylu poslu, tığ gibi, el ayak biçimli, levent-endam bir delikanlının helali olmanın, çevre köylerdeki gelinlik kızların hayalini süslediği bir vakadır. Buna dokuz gün süren peri masalı düğünlerinin sultanı olmak, kaynana yerine kendisini el üstünde tutacak bir kayınvalide edinmek gibi avantajlar da ilave olunca, görücüsü gelmiş, nişanı takılmış bir kızın gelin olmak için acele etmesi tabii oluverir. Hani ya araya bir münafık girip nişan bozuluverirse diye korku çekiliyorsa, artık çeyizin tamamlanmasıymış, harman zamanının beklenmesiymiş, kimin umrunda?!.. Ateş bacayı sarmış, acele ve telaş gözü kör etmiştir. Bu durumda genç kıza İstanbul ağzı deyimiyle "Bu ne acele, Bulgurlu'ya gelin mi gideceksin?" denilse "Evet!" cevabının alınması muhtemeldir.
 
Tüm sayfalar yüklendi.