Paylaşımın Ve Sohbetin Tek Adresine HoşGeldin, Ziyaretçi!

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için foruma kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Foruma üye olmak tamamen ücretsizdir.

Atatürkçülük ilkeleri, Devletçilik

Han

En Güzel Edep Güzel Ahlaktir...!
genel
Katılım
20 Ocak 2021
Mesajlar
7,503
Tepkime puanı
6,876
Puanları
113
Konum
Huzur🧿
Cinsiyet
Erkek

İtibar Puanı:

Atatürkçülük ilkeleri, Devletçilik


AtatC3BCrkC3A7C3BClC3BCk-ilkeleri-DevletC3A7ilik.jpg


DEVLETÇİLİK

Atatürk devletçiliği, kişisel çalışma ve faaliyeti esas tutar. Bununla beraber, mümkün olduğu kadar az zaman içerisinde Dinamik İdeale kavuşmak için, milletin genel ve yüksek çıkarlarının gereğine göre, bütün işlerde özellikle ekonomik alanda, devletin fiilen ilgilenmesini benimser, Devletin fiilen ilgilenmesi, yapma, yaptırma, yönlendirme, teşvik, yardım etme, yapılanları düzenleme ve kontrol etmek anlamlarına gelir. Atatürkçülük’te devletçilik” sosyal, ahlaki ve millidir. ” Bu yönden siyasi nüfuz ve kudrete, egemenliğe sahip olan devlet Dinamik İdeale ulaşmada, egemenliğin sağlamış olduğu gücü, sosyal, ahlaki ve milli niteliklerinin yönlendirdiği doğrultuda ve çerçevelediği sınırlar içinde kullanmalıdır.

Devletin kendisini daha kuvvetli yapacak ” içte ve dışta millet işlerini gördüreceği yüksek kabiliyetli yurttaşlara ihtiyacı vardır… Devlet, tüm yurttaşların, herhangi bir sanat ve meslekte, zamanımızdaki ilerlemelerin gerektirdiği derecede başarı sağlaması ile ilgilenir. Bu nedenlerledir ki yurttaşların öğretimi, eğitimi ve sağlığı ile ilgilenmek zorundadır…”

Atatürkçülük’te “toplum yararına hizmet eden kuruluşların çoğaltılması, devletin, önemle göz önünde tutacağı bir meseledir. Bu sayede kar amacını güden faaliyetler sınırlanmış olur. Bu durum, yurttaşlar arasında ahlaki dayanışmanın gelişmesine yardım eden önemli bir etkendir. ” Ayrıca ” milli gelirin dağılımında, daha kusursuz bir adalet ve emek sarf edenlere daha yüksek refah sağlanması; milli birliğin korunması için şarttır. Bu koşulu her zaman göz önünde tutmak, milli birliğin temsilcisi olan devletin önemli vazifesidir. ” Vatandaşlar arasında bağlılığın güçlenmesi milli birliği de güçlendireceğinden Türkiye’de ” herkes herkes içindir ” anlayışına uygun olarak sosyal gereksinimlerin sağlanmasında devletin yakın ilgisi vardır.

Fikri hayatta olduğu gibi ekonomik hayatta da devletin birinci derecede önemli ve hayati faaliyetleri üzerine alarak başarması gerekir. Atatürk devletçiliğinde devletin baş ve esas vazifesi:

(a) “Memleket içinde, güvenliği, ve adaleti sağlayarak ve devam ettirerek, yurttaşların her türlü hürriyetini güven altında bulundurmaktır.”

Bu ise, “Kanunu egemen kılmak ve adaleti iyi dağıtmak” yanında “yurtdaşın yaşayışını hiçbir nüfuzun etkisinde bırakmayan ve rahatsız edilmeksizin yaşamasını temin eden bir iç siyasetle sağlanır. Bu hususta Cumhuriyet Jandarma ve Emniyet kuvvetlerinin hizmet ve fedakarlığı yüksek takdire layıktır.”

(b) “Dış siyaset ve diğer milletlerle olan ilişkileri iyi idare ederek ve içte her türlü savunma kuvvetlerini, her zaman hazır tutarak milletin bağımsızlığını güven altında bulundurmak” ve eğer bu uğurda başka çare kalmazsa, milletin hukukunu silahla korumaktır. Bu husus, milli güvenlik tedbirleri ile ve esas olarak milli varlığı ve inkılabı kollayan ve koruyan Türk Silahlı Kuvvetlerinin kıymetini korumakla sağlanır.

Devletin bu temel vazifelerini tam yapması için, fikir ve ekonomi hayatında direk olarak ilgilendiği diğer faaliyetler vardır. Esasen fikir ve ekonomi hayatını devlet hayatından ayırmak olanaklı değildir.

(c) ” Bu iki çeşit vazifeden başka devlet… yollar, demiryolları v.S. Gibi bayındırlık işleri, milli eğitim işleri, sağlık işleri, sosyal yardım işleri, tarım, ticaret ve sanata ait ekonomik” alanlardaki vazifelerini yerine getirir.

Bu amaçla Dinamik İdeal, ekonomik gücün daimi olarak daha güçlenmesini öngörmektedir. Atatürkçülük’te memlekette her türlü üretimin artış göstermesi için, özel teşebbüsün devletçe mecburi olduğunu önemle kaydettikten sonra. “Devlet ve özel teşebbüsün birbirine karşı değil, birbirinin tamamlayıcısı” olduğu belirtilir.

(d) Atatürk devletçiliğinde, ekonomik işlerde devlet ile kişinin direk olarak faaliyet göstermesi ve bu faaliyetler üstünde de devletin düzenleyici rolünde olması, prensip olarak nitelendirilir.

Devlet ve kişinin ekonomik faaliyet sahalarının hangi yürütme ve esas güdülerek ayrılabileceğini Atatürk: “bir iş ki büyük ve düzenli bir idareyi gerektirir, özel teşebbüs elinde tekelleşme tehlikesini gösterir ya da genel bir ihtiyacı karşılar, o işi devlet üzerine alabilir. MadenIerin, ormanların, kanalların, demiryollarının, denizyolu taşımacılığı şirketlerinin devlet tarafından idaresi ve para ihraç eden bankaların millileştirilmesi, keza su, gaz, elektrik ve saireye ait işlerin mahalli idareler tarafından yapılması” sözleriyle açıklamıştır.

Topluma hizmet eden kamu kuruluşlarının çoğaltılması, devletin önemle göz önünde tutacağı bir konudur. Bu şekilde bütünüyle kar amacına dayanan faaliyetler sınırlanmış olur. Bu hal, yurttaşlar arasında ahlaki dayanışmanın gelişmesine yardım eden önemli bir etkendir.

Bu ise, “Kanunu egemen kılmak ve adaleti iyi dağıtmak” yanında “yurtdaşın yaşayışını hiçbir nüfuzun etkisinde bırakmayan ve rahatsız edilmeksizin yaşamasını temin eden bir iç siyasetle sağlanır. Bu hususta Cumhuriyet Jandarma ve Emniyet kuvvetlerinin hizmet ve fedakarlığı yüksek takdire layıktır.”

(b) “Dış siyaset ve diğer milletlerle olan ilişkileri iyi idare ederek ve içte her türlü savunma kuvvetlerini, her zaman hazır tutarak milletin bağımsızlığını güven altında bulundurmak” ve eğer bu uğurda başka çare kalmazsa, milletin hukukunu silahla korumaktır. Bu husus, milli güvenlik tedbirleri ile ve esas olarak milli varlığı ve inkılabı kollayan ve koruyan Türk Silahlı Kuvvetlerinin kıymetini korumakla sağlanır.

Devletin bu temel vazifelerini tam yapması için, fikir ve ekonomi hayatında direk olarak ilgilendiği diğer faaliyetler vardır. Esasen fikir ve ekonomi hayatını devlet hayatından ayırmak olanaklı değildir.

(c) ” Bu iki çeşit vazifeden başka devlet… yollar, demiryolları v.S. Gibi bayındırlık işleri, milli eğitim işleri, sağlık işleri, sosyal yardım işleri, tarım, ticaret ve sanata ait ekonomik” alanlardaki vazifelerini yerine getirir.

Bu amaçla Dinamik İdeal, ekonomik gücün daimi olarak daha güçlenmesini öngörmektedir. Atatürkçülük’te memlekette her türlü üretimin artış göstermesi için, özel teşebbüsün devletçe mecburi olduğunu önemle kaydettikten sonra. “Devlet ve özel teşebbüsün birbirine karşı değil, birbirinin tamamlayıcısı” olduğu belirtilir.

(d) Atatürk devletçiliğinde, ekonomik işlerde devlet ile kişinin direk olarak faaliyet göstermesi ve bu faaliyetler üstünde de devletin düzenleyici rolünde olması, prensip olarak nitelendirilir.

Devlet ve kişinin ekonomik faaliyet sahalarının hangi yürütme ve esas güdülerek ayrılabileceğini Atatürk: “bir iş ki büyük ve düzenli bir idareyi gerektirir, özel teşebbüs elinde tekelleşme tehlikesini gösterir ya da genel bir ihtiyacı karşılar, o işi devlet üzerine alabilir. MadenIerin, ormanların, kanalların, demiryollarının, denizyolu taşımacılığı şirketlerinin devlet tarafından idaresi ve para ihraç eden bankaların millileştirilmesi, keza su, gaz, elektrik ve saireye ait işlerin mahalli idareler tarafından yapılması” sözleriyle açıklamıştır.

Topluma hizmet eden kamu kuruluşlarının çoğaltılması, devletin önemle göz önünde tutacağı bir konudur. Bu şekilde bütünüyle kar amacına dayanan faaliyetler sınırlanmış olur. Bu hal, yurttaşlar arasında ahlaki dayanışmanın gelişmesine yardım eden önemli bir etkendir.

Özellikle, ” Türkiye Cumhuriyetini idare edenlerin, demokrasi esasından ayrılmamakla birlikte Devletçilik prensibine uygun yürümeleri, içinde bulunduğumuz durumlara, koşullara ve zorunluluklara uygun olur. “

Atatürk’e göre uygulanması öngörülen Devletçilik Prensibi; “bütün üretim ve dağıtım vasıtalarını kişilerden alarak, milleti büsbütün başka esaslara göre düzenlemek amacını güden sosyalizm prensibine dayalı Kollektivizm yahut Komünizm gibi özel ve kişisel ekonomik teşebbüs ve faaliyete meydan bırakmayan bir sistem değildir. ” ” Kişisel çalışma ve faaliyeti esas tutmakla birlikte mümkün olduğu kadar, az zaman içerisinde milleti refaha, memleketi bayındırlığa eriştirmek için milletin genel ve yüksek çıkarlarının gerektirdiği işlerle, özellikle ekonomik alanda devleti fiilen ilgili kılmaktır. ” ” Ekonomi işlerinde devletin ilgisi, direk olarak yapıcılık olduğu kadar özel teşebbüsü teşvik ve yapılanları düzenleme ve kontrol da etmektir. “



-Alinti-
 
Tüm sayfalar yüklendi.

Konuyu Görüntüleyen Kullanıcılar (Toplam:0)