Paylaşımın Ve Sohbetin Tek Adresine HoşGeldin, Ziyaretçi!

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için foruma kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Foruma üye olmak tamamen ücretsizdir.

Han

En Güzel Edep Güzel Ahlaktir...!
genel
Katılım
20 Ocak 2021
Mesajlar
7,511
Tepkime puanı
6,876
Puanları
113
Konum
Huzur🧿
Cinsiyet
Erkek

İtibar Puanı:

14. Yüzyılda Türkçenin Egemenliği


Malazgirt ve Miryakefalon savaşları sonrasında Anadolu’ya yerleşen Türkler, her ne kadar günlük yaşantılarında Türkçe ile anlaşıyorlarsa da devletin dili Arapça ve Farsçaya dayanmaktaydı. Medreslerde de Arapça ağırlıklı bir eğitim görüldüğünden bir süre Türkçenin Anadolu’da yazılı edebiyat dili olarak yeteri kadar varlık gösteremediği görülür.

Anadolu Selçuklu Devletinin Anadolu’daki egemenliğini yitirmesinin ardından kurulmuş olan Beylikler Döneminde ise farklı gelişmeler yaşanmıştır. Bu sürecin tersine dönmesinde başta Karamanoğlu Mehmed Bey dahil olmak üzere Aydınoğlu Mehmed Bey, Umur Bey ve İsâ Bey, Saruhanoğlu İshak Bey, Germiyanoğlu Süleyman Şah, Candaroğlu İsfendiyar Bey gibi Anadolu’da yeni kurulmuş olan beyliklerin yöneticilerinin önemli bir payı ve katkısı vardır.

Türkçe, bu dönemde iki şekilde etkin dil haline gelmiştir. Öncelikle bu dönemde bir çok Arapça ve Farsça eserin Türkçeye aktarıldığı görülmektedir. Ancak bu aktarma işlemini çağımızda olduğu gibi kelime kelime çeviri biçiminde düşünmemek gerekir. Zira bu dönemde yapılan çevirilerde, kaynak eser esas alınmışsa da, muhakkak Türkçeye aktarırken pek çok değişiklik de yapılmıştır. Kaynak eserlerin kimi bölümleri özetlenmiş, çıkarılmış ya da bunlara ilaveler yapılmıştır. Bütün bu süreçte de hedef dil olan Türkçenin cümle yapısına ve söz varlığına bağlı kalınmıştır.

Şüphesiz 14. Yüzyılda Türkçenin egemen dil olmasını sağlamakta olan isimlerin başında Âşık Paşa ve Gülşehrî’yi zikretmek gerekir. Öyle ki Türkçe bilinci ve Türkçenin önemiyle ilgili çağımızda gerçekleştirilmiş olan hemen her etkinlikte bu iki ismin katkısı vurgulanır hale gelmiştir. Âşık Paşa ve Gülşehrî dışında Şeyyâd Hamza, Ahmed Fakîh, Hoca Mes‘ûd, Eflâkî, Kul Mes‘ûd, Şeyhoğlu Mustafa, Erzurumlu Darîr ve Hamazavî gibi edipler(ANLAMI) de Türkçenin geniş kitlelere ulaşan yazılı bir edebiyat dili olmasında etkili olmuşlardır. Ayrıca bu dönemde Türkçenin egemenliğine katkıda bulunan isimler arasında Türkçe divan sahibi Nesîmî, Kadı Burhâneddîn ve Ahmedî’yi de saymak gerekir.

Bu isimler tarafından kaleme alınan ve 14. Yüzyılın Türkçenin egemen bir dil olduğu bir dönem olmasını sağlamakta olan önemli edebî ürünler olarak da evvela Garîbnâme, Mantıku’t-tayr, Çarhnâme, Süheyl ü Nevbahâr, Yûsuf u Zelîhâ, Menâkıbu’l-‘ârifîn, Kenzü’l-küberâ Mehekkü’l-‘ulemâ, Marzubannâme, Fütûhu’ş-Şâm Tercümesi, Hamzanâme gibi eserleri zikretmek gerekir. Ayrıca müellifleri belli olan bu eserler dışında müellifleri belli olmayan Kurân ve değişik sûrelerin çevirileri, dinî-destânî hikâyeler, Battalnâmeler, Ebû Müslimnâmeler ve Dânişmendnâmeler gibi ürünleri de bu katkı noktasında dikkati çeken örnekler olarak değerlendirmekte fada vardır.


-Alinti-
 
Tüm sayfalar yüklendi.

Konuyu Görüntüleyen Kullanıcılar (Toplam:0)

Benzer konular